26 Ekim 2017 Perşembe

Otomat Müslümanlık



“..Yoksa siz, Kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü inkâr mı ediyorsunuz?. Artık sizden böyle yapanların dünyâ-hayâtındaki cezâsı aşağılık olmaktan başka değildir; kıyâmet gününde de azâbın en şiddetli olanına uğratılacaklardır. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir” (Bakara 85).

Otomat: “Canlı bir varlığın yapabileceği bâzı işleri yapan mekanik veya elektrikli araç” (TDK).

Otomatik: “Mekanik yollarla hareket ettirilen veyâ kendi-kendini yöneten (âlet) (TDK).

İnsan “insan” oluşunu otomat olmamasına borçludur. Eğer otomat olsaydı yâni irâdesini kullanamaz olup güdüleriyle yaşasaydı, hayvanlardan bir hayvan olurdu.

Peki, Kur’ân’daki: Doğrusu, biz insanı en güzel bir biçimde yarattık” (Tin 4) ve: “Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık (hazırladık). Kâlbleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hattâ daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gâfil olanlardır” (A’raf 179) âyetlerde ne denmek isteniyor?. Dikkat edilirse, hayvanlar da en güzel bir şekilde yaratılmış olmasına rağmen,en güzel bir biçimde yarattık” ifâdesi insan için kullanılıyor. O hâlde insanın en güzel yaratılan tarafı sâdece fizîki yapısı değil, insana has olan rûhi-mânevî yapısıdır. Rûh ve mâneviyatın ana-özelliği “irâde”dir. İnsan, “irâde sâhibi bir varlık olduğundan dolayı” farklıdır. Yâni insanı “insan” yapan tarafı, irâdesini kullanmasıdır. İrâdeyi kullanmak ise, bağımsız bir düşünceye ve amel-eyleme sâhip olabilmektir. Fakat bu irâde, ancak Allah’ın yönlendirdiği gibi işlerse ancak, hem en ideâl bir şekilde kullanılacak, hem de korunacaktır. Eğer bu irâde Allah’a göre değil de, insan-merkezli düşünce, ideoloji, fikir, din yoluna girerse ve lîder ve “kutlu kişi” istikâmetinde giderse, en kısa zamanda körelip etkisizleşecek ve artık bir hayvan gibi, saydığımız unsurların denetiminde otomatlaşacaktır. Bu otomatlaşma da öyle bir hâle gelecektir ki, meselâ bir köpeğin, sâhibinin daha komut vermeden söylediğini, daha doğrusu emrettiğini ânında yerine getirmesi gibi olacaktır. Böylece tamâmen otomatlaşacak ve otomatik olarak hareket edecektir. Otomatikleşme ruhsuz makineler ile alâkalı olduğundan dolayı kişi de makineleşecek ve ruhsuzlaşacaktır. Öyle ki; emredilen şeyin ne olduğunu bile düşün(e)meyecek ve söyleneni derhâl, tam da söylendiği gibi yerine getirecektir. Aynen makinelerde olduğu gibi. Fakat muvahhidlerin hemen fark edebileceği gibi bu durum, bir ilahlaştırmadır. O hâlde otomatlaşma, otomatlaştıran kişinin ilahlaşması ve otomat hâle gelenlerin, Allah’sız düşünceleri ve kişileri ilahlaştırılmasıdır. Buna göre otomatlaşma, şirktir.   

İşte insan; bir parti, târikat, mezhep, ideoloji, hizip vs’nin izinde, bu ideolojileri-düşünceleri ve kişileri, irâdesini hiç kullanmayarak ve irâdesi doğrultusunda hiç-bir eleştiri, îtirâz ve isyân etmeden ve karşı çıkmayı zinhar düşünmeden, motamot olarak tâkip ve taklit ediyorsa, artık o kişi otomatlaşmış olur. Otomatlaşmak yâni irâdeyi kullanmamak, “insanlıktan çıkmak” demektir.

İnsanların otomatlaşmasına neden olanlar, bunu, insanların irâdelerinin blôke olmasını ve birer makine gibi olmalarını isterler. Böylece onları diledikleri gibi kullanabilecekler ve yönlendirebileceklerdir. Tabî ki bu çok büyük zulüm ve çok büyük bir şerefsizliktir. Zâten, irâdenin bir tek Allah’ın emrine göre işlemesinin şart olmasının nedeni de, kendisine bağlananları ve kendisinden korkanları, bir tek Allah’ın istismâr etmeyeceğindendir. Çünkü Allah’tan başka hiç-bir sözde ilah, O’nun gibi vicdan ve merhâmet sâhibi olamaz. Kendilerini ilah gibi görenler yada ilahlaştırılanlar mutlakâ müstekbirleşirler ve müstekbirler ilk başta, vicdan ve merhâmetlerini kaybederler. Vicdan ve merhâmetlerini kaybedenler ise, insanların otomatlaşmasından hiç rahatsız olmazlar. Bu nedenle peygamberler kendilerine “kul” derler ve “kul” gibi yaşarlar. Zâten “âlemlere rahmet” olmalarının sebebi de budur.     

Otomat olmak, “Allah’ın boyası ile boyanmayı terk edip, şeytanın-tâğutların boyası ile boyanmakla gerçekleşir. Allah’tan başkasına râm olanlar ve kulluk yapanlar mutlakâ otomatlaşır ve artık ne kadar tahsilli ve bilgili olsalar da, izinde gittikleri kişileri birebir tâkip etmek zorunda olacaklarından, otomatlaşmaları yer eder ve böylece irâdelerini kullanmaya-kullanmaya insanlıktan çıkarlar. Otomatlaşmak, insanı insanlığından eder.

Şeytan, insanı otomatlaştırarak oyalamak ve böylece cehennemde kendisine yoldaş etmek ister. Otomat olmak, “irâdeyi kullanmamak” demektir. O hâlde insanın en büyük cehennemi, irâdesini kullanmayarak otomatlaşmasıdır.

Allah, insana onu “insan” yapan irâdeyi vermesiyle, Kendisine otomatik olarak değil de, irâdeli bir şekilde kulluk yapmasını istemiştir. Çünkü bir tek Allah insanı istismâr etmez ve onun irâdesini kullanmamasını istemez. Fakat ideolojiler, bâtıl dinler, lîderler vs. “insanları nasıl otomatlaştırırım”ın hesâbını yapıp durular. Zâten seküler siyâset bir “insanı otomatlaştırma ameliyesi”dir. İnsanları bu hâle getirebilmek için, insan daha çocuk yaşta iken Allah’sız eğitim yapan okullara gönderilir ve çocuklar orada mevcut ideolojiye, lîdere-öndere, fikre, siyâsete göre yetiştirildikleri için, okullar birer “otomat merkezleri” olurlar. Okullar, insanların otomatikleştirildiği yerlerdir.

Tüm insanlar otomatlaşsa bile, müslümanlar otomatlaşmamalıdır, otomatlaşamaz. Çünkü Allah insanlara irâde vermiştir ve hem indirdiği vahiyle hem de gönderdiği peygamberlerle onları otomatlaşmaktan sakındırmıştır. Yâni İslâm, bağlılarını sürekli olarak otomatlaşmaktan sakındırır ve korur. İslâm, “otomat olmanın terk edilerek, Allah’a kul olmanın” mücâdelesidir. Fakat modern zamanlarda müslümanlar da otomatlaşmaya başlamış ve artık mevcut ideoloji, lîder ve bâtıl dinlerin güdümüne girmişler, sonunda da irâdelerini kullanmayarak köreltmeye başlamışlardır.

Otomatlaşan müslümanlar “tam müslümanlık” yapamazlar ama yaptıklarını zannederler. Zâten otomatlaşmanın bir tezâhürü de budur. Zîrâ otomattırlar ve onları otomatikleştirenlerin de çapları yetersizdir. Bu nedenle otomatlaşanların müslümanlıkları, onları otomatlaştıranların çapları kadar olur. Onların çapları yetersiz olduğundan, otomatlaştırdıkları kişilerin de müslümanlıkları “yarı müslümanlık” şeklindedir. Zâten onlar, otomatlaştırdıkları kişilerin otomatlıktan kurtul(a)maması için, “kendileri kadar” olmalarına da izin vermezler. Böylece sıkı bir oto-kontrôl sağlarlar her dâim.

Modern zamanlar, matematiğin hâkim olduğu zamanlardır. Matematik, otomatlaştırma için bulunmaz bir etkendir. Zîrâ matematik ruhsuzdur ve hiç-bir esneme payı da yoktur. Matematik, otomatlaşan insanı hepten “mekanik insan”a dönüştürür. Modern zamanlarda matematik, bir “ideoloji” olarak kullanılmaktadır ve insanları mekanikleştirmeye yaramaktadır. Matematik zekâ ve “sayısal insan tipi”, tam bir otomat hâle gelmiştir ve tüm rûhunu ve estetiğini kaybetmiştir. İhsan Fazlıoğlu:

“Mekanik-maddeci-matematik zihniyetin doğal sonucu “otomatik olmak”tır. Bu zihniyete göre, model-form her-şeydir. İnsanlık târihi, üretim açısından üç safhaya ayrılır: Avcılık dönemi, tarım ve hayvancılık dönemi, sanâyi devrimi ile başlayan makineleşme dönemi. Geçtiğimiz yüzyılın sonlarına doğru bunlara yeni bir dönem daha eklenmiştir: Otomasyon ve Bilgi Çağı dönemi” der.

Ahlâki bir davranış da, eğer “bilinçli olursa” ahlâki sayılır. Aksi-hâlde otomat olur. Bir robotun da programlanarak, şeklen ahlâki davranış göstermesi sağlanabilir. Fakat o robot için “ahlâklı bir robot” denemez. Zîrâ ahlâk, bir irâdenin sonucudur. Otomatlık ise, irâdenin askıya alınmasıdır. Buna rağmen ne ilginçtir ki, insanlar otomatlaştıkça ve otomatlaştırıldıkça ilerlediklerini zannediyorlar.

İslâm’ın içinde değilseniz, otomatikman küfür yada cehâlet içindesiniz demektir. Yâni “otomat olmuşsunuz” demektir. Otomatlaşmış olan câhil kişi “yanlış yoldan” başladığı için, tâkip edeceği yol hep yanlış olacaktır. Ulaşacağı yer ve varacağı hedef de yanlış olacaktır. Bu yanlış yolda atılacak her adım da yanlış olacaktır. Lâik-seküler ön-yargı ve lâik-seküler ön-bilgiyle yola çıkanlar, mâneviyatı hiçe-saydıkları için gerçek bilgiye ulaşamazlar. Çünkü kâinâtın mutlak ve gerçek bilgisine ancak, maddî ve mânevi ilmi birleştirdiğiniz zaman ulaşabilirsiniz. Mâneviyata gözlerinizi yumduğunuzda “bâzı şeyleri” göremeyeceğinizden dolayı, gittiğiniz yoldan sapmanız ve yanlış yargılara varmanız kaçınılmaz olacaktır. Zîrâ rûh içermeyen yollar otomatlaştırır ve sürü hâline getirir. Sürü hâline gelenler ise, eğer uçuruma yuvarlanmazlarsa, sürü gibi yâni otomat olarak yaşamaya mahkûm olurlar.

“İnsanlardan kimi, Allah’a bir ucundan ibâdet eder, eğer kendisine bir hayır dokunursa, bununla tatmin bulur ve eğer kendisine bir fitne isâbet edecek olursa yüzü-üstü dönüverir. O, Dünyâ’yı kaybetmiştir, âhireti de. İşte bu, apaçık bir kayıptır” (Hac 11).

“Otomat müslümanlık”, irâdenin kullanılmasını önlediği için “yarı müslümanlık” şeklinde olmak zorundadır. Fakat yarı müslümanlık şirktir. Çünkü hem insanın irâdesinin tam kullanılmasını önlenmiştir, hem de “irâdenin tamâmının Allah’a göre olması” hakîkati yara almıştır. Allah’a karşı otomat olunmaz, “kul” olunur. Kullukta irâde en ideâl şekilde kullanılırken, otomatlıkta ise irâde askıya alınmış ve zamanla körelmiştir.

Müslümanların hâl-i pür melâlinin nedeni, Allah’tan ve İslâm’dan başka herhangi bir düşünceye yada kişiye karşı otomatlaşmış olmalarıdır. Müslümanlar “yeryüzünün lânetlileri” olmaktan kurtulmak için, otomatlığı terk etmeli ve irâdelerini ellerine alarak Allah’a hakkıyla kullukta bulunmalıdırlar.     

En doğrusunu sâdece Allah bilir.

Hârûn Görmüş
Ekim 2017

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme