3 Şubat 2015 Salı

Nüzûl Sırasına Göre Kur’an’da Duâlar



بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

Bismillâhirrahmânirrahîm

Rahman-Rahim Allah’ın adıyla.

MEKKE DÖNEMİ

1- Fâtiha         

1.5*************اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعٖينُ
1.6*************اِھْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقٖيمَ
1.7*************
صِرَاطَ الَّذٖينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالّٖينَ

5-İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn.
6-İhdinâs sırâtel mustakîm.
7-Sırâtallezîne en’amte aleyhim gayril magdûbi aleyhim ve lâd dâllîn.

5-Biz yalnızca Sana ibâdet eder ve yalnızca Sen'den yardım dileriz.
6-Bizi doğru yola ilet”.
7-Kendilerine nîmet verdiklerinin yoluna, gazâba uğrayanların ve sapmışlarınkine değil.

23- Felak        

113.1*************قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ
113.2*************
مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ
113.3*************
وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَ
113.4*************
وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِى الْعُقَدِ
113.5*************
وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ

1-Kul eûzu bi rabbil felak.
2-Min şerri mâ halak.
3-Ve min şerri gâsikın izâ vekab.
4-Ve min şerrin neffâsâti fîl ukad.
5-Ve min şerri hâsidin izâ hased.

1-De ki: Sabahın Rabbine sığınırım.
2-Yarattığı şeylerin şerrinden,
3-Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
4-Düğümlere üfüren-kadınların şerrinden,
5-Ve hased ettiği zaman, hasetçinin şerrinden.

24- Nâs

114.1*************قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ
114.2*************
مَلِكِ النَّاسِ
114.3*************
اِلٰهِ النَّاسِ
114.4*************
مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ
114.5*************
اَلَّذٖى يُوَسْوِسُ فٖى صُدُورِ النَّاسِ
114.6*************
مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ


1-Kul eûzu bi rabbin nâs.
2-Melikin nâs.
3-İlâhin nâs.
4-Min şerril vesvâsil hannâs.
5-Ellezî yuvesvisu fî sudûrin nâs.
6-Minel cinneti ven nâs.

1-De ki: İnsanların Rabbine sığınırım.
2-İnsanların mâlikine,
3-İnsanların (gerçek) ilahına;
4-Sinsice, kâlplere vesvese ve şüphe düşürüp duran vesvesecinin şerrinden.
5-Ki o, insanların göğüslerine vesvese verir (içlerine kuşku, kuruntu fısıldar);
6-Gerek cinlerden, gerekse insanlardan (olan her hannas'tan Allah'a sığınırım).

40- Furkân

25.65*************وَالَّذٖينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَ اِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًا
25.65*************25.66*************اِنَّهَا سَاءَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا

65-Vellezîne yekûlûne rabbenâsrif annâ azâbe cehenneme inne azâbehâ kâne garâmen.
66-İnnehâ sâet mustekarren ve mukâmâ.

65-Rabbimiz, cehennem azabını bizden geri çevir; gerçekten, onun azâbı ödenmesi kaçınılmaz bir borç (veya sürekli bir acıdır) derler.
66-Şüphesiz o, ne kötü bir karargâh ve ne kötü bir konaklama yeridir.

25.74*************وَالَّذٖينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ اَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ اَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقٖينَ اِمَامًا

74-Vellezîne yekûlûne rabbenâ heb lenâ min ezvâcinâ ve zurriyyâtinâ kurrete a’yunin vec’alnâ lil muttekîne imâmâ.

74-Ve onlar: Rabbimiz, bize eşlerimizden ve soyumuzdan, göz-aydınlığı olacak (çocuklar) armağan et ve bizi takvâ sâhiplerine önder kıl, diyenlerdir.

42- Fâtır

35.34*************وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذٖى اَذْهَبَ عَنَّا الْحَزَنَ اِنَّ رَبَّنَا لَغَفُورٌ شَكُورٌ
35.35*************
اَلَّذٖى اَحَلَّنَا دَارَ الْمُقَامَةِ مِنْ فَضْلِهٖ لَا يَمَسُّنَا فٖيهَا نَصَبٌ وَلَا يَمَسُّنَا فٖيهَا لُغُوبٌ

34-Ve kâlûl hamdu lillâhillezî ezhebe annel hazen(hazene), inne rabbenâ le gafûrun şekûr.
35-Ellezî ehallenâ dârel mukâmeti min fadlih(fadlihî), lâ yemessunâ fîhâ nasabun ve lâ yemessunâ fîhâ lugûb.

34-Derler ki: Bizden hüznü giderip yok eden Allah'a hamdolsun; şüphesiz Rabbimiz, gerçekten bağışlayandır, şükrü kabûl edendir.
35-Ki O, bizi kendi fazlından (ebedi olarak) kalınacak bir yurda yerleştirdi; burada bize bir yorgunluk dokunmaz ve burada bize bir bıkkınlık da dokunmaz.

43- Meryem
           
19.4*************قَالَ رَبِّ اِنّٖى وَهَنَ الْعَظْمُ مِنّٖى وَاشْتَعَلَ الرَّاْسُ شَيْبًا وَلَمْ اَكُنْ بِدُعَائِكَ رَبِّ شَقِيًّا
19.4*************19.5*************وَاِنّٖى خِفْتُ الْمَوَالِىَ مِنْ وَرَائٖى وَكَانَتِ امْرَاَتٖى عَاقِرًا فَهَبْ لٖى مِنْ لَدُنْكَ وَلِيًّا
19.6*************
يَرِثُنٖى وَيَرِثُ مِنْ اٰلِ يَعْقُوبَ وَاجْعَلْهُ رَبِّ رَضِيًّا

4-Kâle rabbî innî ve henel azmu minnî veştealer re’su şeyben ve lem ekun bi duâike rabbî şakıyyâ.
5-Ve innî hıftul mevâliye min verâî ve kânetimreetî âkıran feheb lî min ledunke veliyyâ.
6-Yerisunî ve yerisu min âli ya’kûbe vec’alhu rabbî radıyyâ.

4-Demişti ki: Rabbim, şüphesiz benim kemiklerim gevşedi ve baş, yaşlılık aleviyle tutuştu; ben sana duâ etmekle mutsuz olmadım.
5-Doğrusu ben, arkamdan gelecek yakınlarım adına korkuya kapıldım, benim karım bir kısır (kadın)dır. Artık bana kendi katından bir yardımcı armağan et.
6-Bana mîrasçı olsun. Yakup-oğullarına da mîrasçı olsun. Rabbim, onu (kendisinden) râzı olunan(lardan) kıl.

44- Tâ-hâ

20.25*************قَالَ رَبِّ اشْرَحْ لٖى صَدْرٖی
20.26*************
وَيَسِّرْ لٖى اَمْرٖی
20.27*************
وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَانٖی
20.28*************
يَفْقَهُوا قَوْلٖی
20.29*************
وَاجْعَلْ لٖى وَزٖيرًا مِنْ اَهْلٖی
20.30*************
هٰرُونَ اَخٖی
20.31*************
اُشْدُدْ بِهٖ اَزْرٖی
20.32*************
وَاَشْرِكْهُ فٖى اَمْرٖی
20.33*************
كَيْ نُسَبِّحَكَ كَثٖيرًا
20.34*************
وَنَذْكُرَكَ كَثٖيرًا
20.35*************
اِنَّكَ كُنْتَ بِنَا بَصٖيرًا

25-Kâle rabbişrah lî sadrî.
26Ve yessir lî emrî.
27-Vahlul ukdeten min lisânî.
28-Yefkahû kavlî.
29-Vec’al lî vezîren min ehlî.
30-Hârûne ahî.
31-Uşdud bihî ezrî.
32-Ve eşrikhu fî emrî.
33-Key nusebbihake kesîrâ.
34-Ve nezkureke kesîrâ.
35-İnneke kunte binâ basîrâ.

25-Dedi ki: Rabbim, benim göğsümü aç.
26-İşimi kolaylaştır.
27-Dilimden düğümü çöz;
28-Ki söyleyeceklerimi kavrasınlar.
29-Âilemden bana bir yardımcı kıl,
30-Kardeşim Hârun'u,
31-Onunla arkamı kuvvetlendir.
32-Onu işimde ortak kıl,
33-Böylece seni çok tesbih edelim.
34-Ve seni çok zikredelim.
35-Şüphesiz Sen bizi görüyorsun.

20.114*************فَتَعَالَى اللّٰهُ الْمَلِكُ الْحَقُّ وَلَا تَعْجَلْ بِالْقُرْاٰنِ مِنْ قَبْلِ اَنْ يُقْضٰى اِلَيْكَ وَحْيُهُ وَقُلْ رَبِّ زِدْنٖى عِلْمًا

114-Fe teâlallâhul melikul hak(hakku), ve lâ ta’cel bil kur’âni min kabli en yukdâ ileyke vahyuhu ve kul rabbi zidnî ılmâ.

114-Hak olan, biricik hükümdar olan Allah yücedir. Onun vahyi sana gelip-tamamlanmadan evvel, Kur’ân'ı (okumada) acele etme ve de ki: “Rabbim, ilmimi arttır”.

51- Şuârâ                   

26.77*************فَاِنَّهُمْ عَدُوٌّ لٖى اِلَّا رَبَّ الْعَالَمٖينَ
26.78*************
اَلَّذٖى خَلَقَنٖى فَهُوَ يَهْدٖينِ
26.79*************
وَالَّذٖى هُوَ يُطْعِمُنٖى وَيَسْقٖينِ
26.80*************
وَاِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفٖينِ
26.81*************
وَالَّذٖى يُمٖيتُنٖى ثُمَّ يُحْيٖينِ
26.82*************
وَالَّذٖى اَطْمَعُ اَنْ يَغْفِرَ لٖى خَطٖيپَتٖى يَوْمَ الدّٖينِ
26.83*************
رَبِّ هَبْ لٖى حُكْمًا وَاَلْحِقْنٖى بِالصَّالِحٖينَ
26.84*************
وَاجْعَلْ لٖى لِسَانَ صِدْقٍ فِى الْاٰخِرٖينَ
26.85*************
وَاجْعَلْنٖى مِنْ وَرَثَةِ جَنَّةِ النَّعٖيمِ
26.86*************
وَاغْفِرْ لِاَبٖى اِنَّهُ كَانَ مِنَ الضَّالّٖينَ
26.87*************
وَلَا تُخْزِنٖى يَوْمَ يُبْعَثُونَ
26.88*************
يَوْمَ لَا يَنْفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ
26.89*************
اِلَّا مَنْ اَتَى اللّٰهَ بِقَلْبٍ سَلٖيمٍ

77-Fe innehüm adüvvül lı illa rabbel alemın.
78-Ellezı halekanı fe hüve yehdın.
79-Vellezı hüve yut'ımünı ve yeskıyn.
80-Ve iza merıdtü fe hüve yeşfın.
81-Vellezı yümıtünı sümme yuhyın.
82-Vellezı at'meu ey yağfira lı hatıy'etı yevmeddın.
83-Rabbi heb lı hukmev ve elhıknı bis sâlihıyn.
84-Vec'al lı lisane sıdkın fil ahırın.
85-Vec'alnı miv veraseti cennetin neıym.
86-Vağfir li ebı innehu kane mined dallın.
87-Ve la tuhzinı yevme yüb'asun.
88-Yevme la yenfeu malüv ve la benun.
89-İlla men etellahe bi kalbin selim.

77-İşte bunlar, gerçekten benim düşmanımdır; yalnızca âlemlerin Rabbi hâriç,
78-Ki beni yaratan ve bana hidâyet veren O'dur;
79-Bana yediren ve içiren O'dur;
80-Hastalandığım zaman bana şifâ veren O'dur;
81-Beni öldürecek, sonra diriltecek olan da O'dur,
82-Din (cezâ) günü hatâlarımı bağışlayacağını umduğum da O'dur;
83-Rabbim, bana hüküm (ve hikmet) bağışla ve beni sâlih olanlara kat;
84-Sonra gelecekler arasında bana bir doğruluk dili (lîsân-ı sıdk) ver.
85-Beni nîmetlerle-donatılmış cennetin mîrasçılarından kıl,
86-Babamı da bağışla, çünkü o şaşırıp sapanlardandır.
87-Ve beni (insanların) diriltilecekleri gün küçük düşürme,
88-Malın da, çocukların da bir yarar sağlayamadığı günde.
89-Ancak Allah'a selim bir kâlp ile gelenler başka.

26.117*************قَالَ رَبِّ اِنَّ قَوْمٖى كَذَّبُونِ
26.118*************
فَافْتَحْ بَيْنٖى وَبَيْنَهُمْ فَتْحًا وَنَجِّنٖى وَمَنْ مَعِىَ مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ

117-Kale rabbi inne kavmı kezzebun.
118-Fettah beynı ve beynehüm fethav ve neccinı ve mem meıye minel mü'minın.

117-Dedi ki: Rabbim, şüphesiz kavmim beni yalanladı.
118-Bundan böyle, benimle onların arasını açık bir hükümle ayır ve beni ve benimle birlikte olan mü'minleri kurtar.

26.169*************رَبِّ نَجِّنٖى وَاَهْلٖى مِمَّا يَعْمَلُونَ

169-Rabbi neccinı ve ehlı mimma ya'melun.

169-Rabbim, beni ve âilemi bunların yaptıklarından kurtar.

53- Neml

27.15*************وَلَقَدْ اٰتَيْنَا دَاوُدَ وَسُلَيْمٰنَ عِلْمًا وَقَالَا الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذٖى فَضَّلَنَا عَلٰى كَثٖيرٍ مِنْ عِبَادِهِ الْمُؤْمِنٖينَ

15-Ve legad âteynâ dâvûde ve suleymâne ılmâ, ve gâlel hamdu lillâhillezî feddalenâ alâ kesîrim min ıbâdihil mué'minîn. 

15-Andolsun, Davud'a ve Süleyman'a bir ilim verdik: "Bizi inanmış kullarından bir-çoğuna göre üstün kılan Allah'a hamdolsun" dediler.

27.19*************فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِنْ قَوْلِهَا وَقَالَ رَبِّ اَوْزِعْنٖى اَنْ اَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتٖى اَنْعَمْتَ عَلَیَّ وَعَلٰى وَالِدَیَّ وَاَنْ اَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضٰیهُ وَاَدْخِلْنٖى بِرَحْمَتِكَ فٖى عِبَادِكَ الصَّالِحٖينَ
     
19-Fe tebesseme dahıkem min kavliha ve kale rabbi evzı'nı en eşküra nı'metekelletı en'amte aleyye ve ala valideyye ve en a'mele sâlihan terdahü ve edhılnı bi rahmetike fı ıbadikes sâlihıyn.

19-(Süleyman) Bu sözü üzerine tebessüm edip güldü ve dedi ki: Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın sâlih bir amelde bulunmamı ilhâm et ve beni rahmetinle sâlih kulların arasına kat.

27.93*************وَقُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ سَيُرٖيكُمْ اٰيَاتِهٖ فَتَعْرِفُونَهَا وَمَا رَبُّكَ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

93-Ve gulil hamdu lillâhi seyurîkum âyâtihî fetağrifûnehâ, ve mâ rabbuke biğâfilin ammâ tağmelûn.

93-Ve de ki: "Allah'a hamdolsun, O size âyetlerini gösterecektir, siz de onları bilip tanıyacaksınız". Senin Rabbin, yaptıklarınızdan gâfil değildir.

54- Kamer                  

54.10*************فَدَعَا رَبَّهُ اَنّٖى مَغْلُوبٌ فَانْتَصِرْ

10-Fe deâ rabbehû ennî maglûbun fentasır.

10-Sonunda Rabbine duâ etti: Gerçekten ben, yenik düşmüş durumdayım. Artık Sen (bu kâfir toplumdan) intikâm al.

55- Sâd

38.35*************قَالَ رَبِّ اغْفِرْ لٖى وَهَبْ لٖى مُلْكًا لَا يَنْبَغٖى لِاَحَدٍ مِنْ بَعْدٖى اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ

35-Kâle rabbigfir lî veheb lî mulken lâ yenbagî li ehadin min ba’dî, inneke entel vehhâb.

35-Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz sen, karşılıksız armağan edensin.

38.61*************قَالُوا رَبَّنَا مَنْ قَدَّمَ لَنَا هٰذَا فَزِدْهُ عَذَابًا ضِعْفًا فِى النَّارِ

61-Kâlû rabbenâ men kaddeme lenâ hâzâ fe zidhu azâben dı’fen fîn nâr.

61-Derler ki: Rabbimiz, kim bunu bizim önümüze sürdüyse, ateşteki azabını kat-kat arttır.

56- A’raf

7.23*************قَالَا رَبَّنَا ظَلَمْنَا اَنْفُسَنَا وَاِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرٖينَ
     
23-Kala rabbena zalemna enfüsena ve il lem tağfir lena ve terhamna lenekunenne minel hasirın.

23-Dediler ki: Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan ve esirgemezsen, gerçekten hüsrâna uğrayanlardan olacağız.

7.47*************وَاِذَا صُرِفَتْ اَبْصَارُهُمْ تِلْقَاءَ اَصْحَابِ النَّارِ قَالُوا رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ

47-Ve iza surifet ebsaruhüm tilkae ashabin nari kalu rabbena la tec'alna meal kavmiz zalimın.

47-Gözleri cehennem halkından yana çevrilince: “Rabbimiz, bizi zâlimler topluluğuyla birlikte kılma” derler.

7.89*************قَدِ افْتَرَيْنَا عَلَى اللّٰهِ كَذِبًا اِنْ عُدْنَا فٖى مِلَّتِكُمْ بَعْدَ اِذْ نَجّٰینَا اللّٰهُ مِنْهَا وَمَا يَكُونُ لَنَا اَنْ نَعُودَ فٖيهَا اِلَّا اَنْ يَشَاءَ اللّٰهُ رَبُّنَا وَسِعَ رَبُّنَا كُلَّ شَیْءٍ عِلْمًا عَلَى اللّٰهِ تَوَكَّلْنَا رَبَّنَا افْتَحْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ قَوْمِنَا بِالْحَقِّ وَاَنْتَ خَيْرُ الْفَاتِحٖينَ

89-Kadifterayna alellahi keziben in udna fı milletiküm ba'de iz neccanellahü minha ve ma yekunü lena en neude fıha illa ey yeşaellahü rabbüna vesia rabbüna külle şey'in ılma alellahi tevekkelna rabbeneftah beynena ve beyne kavmina bil hakkı ve ente hayrul fatihıyn.

89-Allah bizi ondan kurtardıktan sonra, bizim tekrar sizin dîninize dönmemiz Allah'a karşı yalan yere iftirâ düzmemiz olur. Rabbimiz olan Allah'ın dilemesi dışında, ona geri dönmemiz bizim için olacak iş değildir. Rabbimiz, ilim bakımından her şeyi kuşatmıştır. Biz Allah'a tevekkül ettik. Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında Sen hak ile hüküm ver, Sen hüküm verenlerin'en hayırlısısın.

7.126*************وَمَا تَنْقِمُ مِنَّا اِلَّا اَنْ اٰمَنَّا بِاٰيَاتِ رَبِّنَا لَمَّا جَاءَتْنَا رَبَّنَا اَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَتَوَفَّنَا مُسْلِمٖينَ

126-Ve ma tenkımü minna illa en amenna bi ayati rabbina lemma caetna rabbena efrığ aleyna sabrav ve teveffena müslimın.

126-Oysa sen, yalnızca, bize geldiğinde Rabbimizin âyetlerine inanmamızdan başka bir nedenle bizden intikâm almıyorsun. Rabbimiz, üstümüze sabır yağdır ve bizi müslüman olarak öldür.

7.143*************وَلَمَّا جَاءَ مُوسٰى لِمٖيقَاتِنَا وَكَلَّمَهُ رَبُّهُ قَالَ رَبِّ اَرِنٖى اَنْظُرْ اِلَيْكَ قَالَ لَنْ تَرٰینٖى وَلٰكِنِ انْظُرْ اِلَى الْجَبَلِ فَاِنِ اسْتَقَرَّ مَكَانَهُ فَسَوْفَ تَرٰینٖى فَلَمَّا تَجَلّٰى رَبُّهُ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُ دَكًّا وَخَرَّ مُوسٰى صَعِقًا فَلَمَّا اَفَاقَ قَالَ سُبْحَانَكَ تُبْتُ اِلَيْكَ وَاَنَا اَوَّلُ الْمُؤْمِنٖينَ

143-Ve lemma cae musa li mıkatina ve kelemehu rabbühu kale rabbi erinı enzir ileyk kale len teranı ve lakininzur ilel cebeli fe inistekarra mekanehu fe sevfe teranı felemma tecella rabbühu lil cebeli cealehu dekkev ve harra musa saıka felemma efaka kale sübhaneke tübtü ileyke ve ene evvelül mü'minın.

143-Musa tâyin edilen sürede gelince ve Rabbi O'nunla konuşunca: Rabbim, bana göster, Seni göreyim dedi. (Allah:) Beni asla göremezsin, ama şu dağa bak; eğer o yerinde karar kılabilirse, sen de beni göreceksin. Rabbi dağa tecelli edince, onu param-parça etti. Musa bayılarak yere düştü. Kendine geldiğinde: Sen ne yücesin (Rabbim). Sana tevbe ettim ve ben îman edenlerin ilkiyim dedi.

7.151*************قَالَ رَبِّ اغْفِرْ لٖى وَلِاَخٖى وَاَدْخِلْنَا فٖى رَحْمَتِكَ وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِمٖينَ

151-Kale rabbığfir lı ve li ehıy ve edhılna fı rahmetike ve ente erhamür rahımın.

151-(Musa yalvarıp) Dedi ki: Rabbim, beni ve kardeşimi bağışla, bizi rahmetine kat. Sen merhâmet edenlerin en merhâmetli olanısın.

وَاخْتَارَ مُوسٰى قَوْمَهُ سَبْعٖينَ رَجُلًا لِمٖيقَاتِنَا فَلَمَّا اَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ قَالَ رَبِّ لَوْ شِئْتَ اَهْلَكْتَهُمْ مِنْ قَبْلُ وَاِيَّايَ اَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ السُّفَهَاءُ مِنَّا اِنْ هِىَ اِلَّا فِتْنَتُكَ تُضِلُّ بِهَا مَنْ تَشَاءُ وَتَهْدٖى مَنْ تَشَاءُ اَنْتَ وَلِيُّنَا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَاَنْتَ خَيْرُ الْغَافِرٖينَ
7.156*************وَاكْتُبْ لَنَا فٖى هٰذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى الْاٰخِرَةِ اِنَّا هُدْنَا اِلَيْكَ قَالَ عَذَابٖى اُصٖيبُ بِهٖ مَنْ اَشَاءُ وَرَحْمَتٖى وَسِعَتْ كُلَّ شَیْءٍ فَسَاَكْتُبُهَا لِلَّذٖينَ يَتَّقُونَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَالَّذٖينَ هُمْ بِاٰيَاتِنَا يُؤْمِنُونَ

155-Vahtara musa kavmehu seb'ıyne racülel li mıkatina felemma ehazethümür racfetü kale rabbi lev şi'te ehlektehüm min kablü ve iyyay e tühliküna bima feales süfehaü minna in hiye illa fitnetük tüdıllü biha men teşaü ve tehdı men teşa' ente veliyyüna fağfir lena verhamna ve nete hayrul ğafirın.
156-Vektüb lena fı hazihid dünya hazenetev ve fil ahırati inna hüdna ileyk kale azabı üsıybü bihı men eşa' ve rahmetı vesiat külle şey' fe seektübüha lillezıne yettekune ve yü'tunez zekate vellezıne hüm bi ayatina yü'minun.

155-Musa, belirlediğimiz buluşma zamanı için kavminden yetmiş adam seçip-ayırdı. Bunları da dayanılmaz bir sarsıntı tutuverince, dedi ki: Rabbim, eğer dileseydin, onları ve beni daha önceden helâk ederdin. (Şimdi) İçimizdeki beyinsizlerin yaptıklarından dolayı bizi helak edecek misin? O da Senin denemenden başkası değildir. Onunla sen dilediğini saptırır, dilediğini hidâyete erdirirsin. Bizim velimiz Sensin. Öyleyse bizi bağışla, bizi esirge; Sen bağışlayanların en hayırlısısın.
156-Bize bu dünyâda da, âhirette de iyilik yaz, şüphesiz ki biz Sana yöneldik. Dedi ki: Azâbımı dilediğime isâbet ettiririm, rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır; onu korkup-sakınanlara, zekatı verenlere ve bizim âyetlerimize îman edenlere yazacağım.

7.161*************وَاِذْ قٖيلَ لَهُمُ اسْكُنُوا هٰذِهِ الْقَرْيَةَ وَكُلُوا مِنْهَا حَيْثُ شِئْتُمْ وَقُولُوا حِطَّةٌ وَادْخُلُوا الْبَابَ سُجَّدًا نَغْفِرْ لَكُمْ خَطٖيپَاتِكُمْ سَنَزٖيدُ الْمُحْسِنٖينَ

161-Ve iz gîle lehumuskunû hâzihil garyete ve kulû minhâ haysu şié'tum ve gûlû hıttatuv vedhulul bâbe succeden nağfirlekum hatîâtikum, senezîdul muhsinîn. 

161-Onlara: "Bu şehirde oturun, ondan istediğiniz yerden yeyin, “dileğimiz bağışlanmadır” deyin ve kapısından secde ederek girin, (biz de) hatâlarınızı bağışlayalım. “İyilik yapanların (armağanlarını) arttıracağız" denilir.

7.189*************هُوَ الَّذٖى خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَجَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا لِيَسْكُنَ اِلَيْهَا فَلَمَّا تَغَشّٰیهَا حَمَلَتْ حَمْلًا خَفٖيفًا فَمَرَّتْ بِهٖ فَلَمَّا اَثْقَلَتْ دَعَوَا اللّٰهَ رَبَّهُمَا لَئِنْ اٰتَيْتَنَا صَالِحًا لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِرٖينَ

189-Huvellezî halegakum min nefsiv vâhıdetiv ve ceale minhâ zevcehâ liyeskune ileyhâ, felemmâ teğaşşâhâ hamelet hamlen hafîfen femerrat bih, felemmâ esgalet deavallâhe rabbehumâ lein âteytenâ sâlihal lenekûnenne mineş şâkirîn. 

189-O, sizi tek bir nefisten yarattı ve kendisiyle durulup yatışması için ondan eşini vâr etti. Onu (eşini) örtüp bürüyünce, o da bir yük yüklendi de bununla (bir süre) gezindi. Nitekim ağırlaşınca, ikisi Rableri olan Allah'a duâ ettiler: "Eğer bize sâlih (bir çocuk) verirsen, andolsun şükredenlerden olacağız".

62- Kehf          

18.10*************اِذْ اَوَى الْفِتْيَةُ اِلَى الْكَهْفِ فَقَالُوا رَبَّنَا اٰتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ اَمْرِنَا رَشَدًا

10-İz evel fityetü ilel kehfi fe kalu rabbena atina mil ledünke rahmetev ve heyyi' lena min emrina raşeda.

10-O gençler, mağaraya sığındıkları zaman, demişlerdi ki: Rabbimiz, katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize doğruyu kolaylaştır (bizi başarılı kıl). 

18.24*************اِلَّا اَنْ يَشَاءَ اللّٰهُ وَاذْكُرْ رَبَّكَ اِذَا نَسٖيتَ وَقُلْ عَسٰى اَنْ يَهْدِيَنِ رَبّٖى لِاَقْرَبَ مِنْ هٰذَا رَشَدًا

24-İlla ey yeşâallâh, vezkur rabbeke izâ nesîte ve gul asâ ey yehdiyeni rabbî liagrabe min hâzâ raşedâ. 

24-Ancak: "Allah dilerse" (inşâllah yapacağım de). Unuttuğun zaman Rabbini zikret ve de ki: "Umulur ki, Rabbim beni bundan daha yakın bir başarıya yöneltip iletir".

63- Cin

72.20*************قُلْ اِنَّمَا اَدْعُوا رَبّٖى وَلَا اُشْرِكُ بِهٖ اَحَدًا

20-Kul innema ed'u rabbiy ve la uşriku bihi ehaden.

20-De ki: Ben gerçekten, yalnızca Rabbime duâ ediyorum ve O'na hiç kimseyi (ve hiç-bir şeyi) ortak koşmuyorum.

64- Nûh           

71.26*************وَقَالَ نُوحٌ رَبِّ لَا تَذَرْ عَلَى الْاَرْضِ مِنَ الْكَافِرٖينَ دَيَّارًا
71.27*************
اِنَّكَ اِنْ تَذَرْهُمْ يُضِلُّوا عِبَادَكَ وَلَا يَلِدُوا اِلَّا فَاجِرًا كَفَّارًا
71.28*************
رَبِّ اغْفِرْ لٖى وَلِوَالِدَیَّ وَلِمَنْ دَخَلَ بَيْتِىَ مُؤْمِنًا وَلِلْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَلَا تَزِدِ الظَّالِمٖينَ اِلَّا تَبَارًا

26-Ve kale nuhun rabbiy la tezer 'alel'ardı minelkâfiriyne deyyaren.
27-İnneke in tezerhum yuodıllu 'ıbadeke ve la yehidu illa faciren keffaren.
28-Rabbiğfirliy ve livalideyye ve limen de hale beytiye mu'minen ve lilmu'miniyne velmu'minati ve la tezidizzalimiyne illa tebaren.

26-Nuh: Rabbim, yer-yüzünde kâfirlerden yurt  edinen hiç kimseyi bırakma dedi.
27-Çünkü Sen onları bırakacak olursan, Senin kullarını şaşırtıp-saptırırlar ve onlar, kötülükten sınırı aşan (fâcir'den) kâfirden başkasını doğurmazlar.
28-Rabbim, beni, annemi, babamı, mü'min olarak evime gireni, îman eden erkekleri ve îman eden kadınları bağışla. Zâlimlere yıkımdan başkasını arttırma.

65- İbrâhim     

14.35*************وَاِذْ قَالَ اِبْرٰهٖيمُ رَبِّ اجْعَلْ هٰذَا الْبَلَدَ اٰمِنًا وَاجْنُبْنٖى وَبَنِىَّ اَنْ نَعْبُدَ الْاَصْنَامَ
14.36*************
رَبِّ اِنَّهُنَّ اَضْلَلْنَ كَثٖيرًا مِنَ النَّاسِ فَمَنْ تَبِعَنٖى فَاِنَّهُ مِنّٖى وَمَنْ عَصَانٖى فَاِنَّكَ غَفُورٌ رَحٖيمٌ
14.37*************
رَبَّنَا اِنّٖى اَسْكَنْتُ مِنْ ذُرِّيَّتٖى بِوَادٍ غَيْرِ ذٖى زَرْعٍ عِنْدَ بَيْتِكَ الْمُحَرَّمِ رَبَّنَا لِيُقٖيمُوا الصَّلٰوةَ فَاجْعَلْ اَفْپِدَةً مِنَ النَّاسِ تَهْوٖى اِلَيْهِمْ وَارْزُقْهُمْ مِنَ الثَّمَرَاتِ لَعَلَّهُمْ يَشْكُرُونَ
14.38*************
رَبَّنَا اِنَّكَ تَعْلَمُ مَا نُخْفٖى وَمَا نُعْلِنُ وَمَا يَخْفٰى عَلَى اللّٰهِ مِنْ شَیْءٍ فِى الْاَرْضِ وَلَا فِى السَّمَاءِ
14.39*************
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذٖى وَهَبَ لٖى عَلَى الْكِبَرِ اِسْمٰعٖيلَ وَاِسْحٰقَ اِنَّ رَبّٖى لَسَمٖيعُ الدُّعَاءِ
14.40*************
رَبِّ اجْعَلْنٖى مُقٖيمَ الصَّلٰوةِ وَمِنْ ذُرِّيَّتٖى رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاءِ
14.41*************
رَبَّنَا اغْفِرْ لٖى وَلِوَالِدَیَّ وَلِلْمُؤْمِنٖينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ

35-Ve iz kale ibrahımü rabbic'al hazel belede aminev vecnübnı ve beniyye en na'büdel asnam.
36-Rabbi innehünne adlelne kesıram minen nas fe men tebianı fe innehu minnı ve men asanı fe inneke ğafurur rahıym.
37-Rabbena innı eskentü min zürriyyetı bi vadin ğayri zı zer'ın ınde beytikel muharrami rabbena li yükıymus salate fec'al ef'idetem minen nasi tehvı ileyhim verzukhüm mines semerati leallehüm yeşkürun.
38-Rabbena inneke ta'lemü ma nuhfı ve ma nı'lin ve ma yahfa alellahi min şey'in fil erdı ve la fis sema.
39-Elhamdü lillahillezı vehebe lı alel kiberi ismaıyle ve ishak inne rabbı le semıud düa.
40-Rabbic'alnı mükıymes salati ve imn zürriyyetı rabbena ve tekabbel düa.
41-Rabbenağfir lı ve li valideyye ve lil mü'minıne yevme yekumül hısab.

35-Hani İbrâhim şöyle demişti: Bu şehri güvenli kıl, beni ve çocuklarımı putlara kulluk etmekten uzak tut.
36-Rabbim, gerçekten onlar insanlardan bir-çoğunu şaşırtıp-saptırdı. Bundan böyle kim bana uyarsa, artık o bendendir, kim bana isyân ederse elbette Sen, bağışlayansın, esirgeyensin.
37-Rabbimiz, gerçekten ben, çocuklarımdan bir kısmını Beyt-i Haram yanında ekini olmayan bir vâdiye yerleştirdim; Rabbimiz, dosdoğru namazı kılsınlar diye (öyle yaptım), böylelikle Sen, insanların bir kısmının kâlplerini onlara ilgi duyar kıl ve onları bir-takım ürünlerden rızıklandır. Umulur ki şükrederler.
38-Rabbimiz, şüphesiz Sen, bizim saklı tuttuklarımızı da, açığa vurduklarımızı da bilirsin. Yerde ve gökte hiç-bir şey Allah'a gizli kalmaz.
39-Hamd, Allah'a âittir ki, O, bana ihtiyarlığa rağmen İsmâil'i ve İshak'ı armağan etti. Şüphesiz Rabbim, gerçekten duâyı işitendir.
40-Rabbim, beni namazı(nda) sürekli kıl, soyumdan olanları da. Rabbimiz, duâmı kabûl buyur.
41-Rabbimiz, hesâbın yapılacağı gün, beni, anne-babamı ve mü'minleri bağışla.

66- Sâffât        

37.100*************رَبِّ هَبْ لٖى مِنَ الصَّالِحٖينَ

100-Rabbi heb lı mines sâlihıyn.

100-Rabbim, bana sâlihlerden (olan bir çocuk) armağan et.

67- Kasas        

28.16*************قَالَ رَبِّ اِنّٖى ظَلَمْتُ نَفْسٖى فَاغْفِرْ لٖى فَغَفَرَ لَهُ اِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحٖيمُ
28.17*************
قَالَ رَبِّ بِمَا اَنْعَمْتَ عَلَیَّ فَلَنْ اَكُونَ ظَهٖيرًا لِلْمُجْرِمٖينَ

16-Kale rabbi innı zalemtü nefsı fağfirlı fe ğafera leh innehu hüvel ğafurur rahıym.
17-Kale rabbi bima en'amte aleyye fe lem ekune zahıral lil mücrimın.

16-Dedi ki: Rabbim, gerçekten, ben kendi nefsime zulmettim, artık beni bağışla. Böylece (Allah) onu bağışladı. Şüphesiz. O, bağışlayandır, esirgeyendir.
17-Dedi ki: Rabbim, bana verdiğin nîmetler adına, artık suçlu günahkârlara destekçi olmayacağım.

28.21*************فَخَرَجَ مِنْهَا خَائِفًا يَتَرَقَّبُ قَالَ رَبِّ نَجِّنٖى مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ
28.22*************
وَلَمَّا تَوَجَّهَ تِلْقَاءَ مَدْيَنَ قَالَ عَسٰى رَبّٖى اَنْ يَهْدِيَنٖى سَوَاءَ السَّبٖيلِ

21-Fe harace minha halifey yeterakkabü kale rabbi neccinı minel kavmiz zalimın.
22-Ve lemma teveccehe tilkae medyene kale asa rabbı ey yehdiyenı sevaes sebıl.

21-Böylece oradan korku içinde (çevreyi) gözetleyerek çıkıp gitti: Rabbim, zâlimler topluluğundan beni kurtar dedi.
22-Medyen'e doğru yöneldiğinde de: Umarım Rabbim, beni doğru bir yola yöneltip iletir dedi.

28.24*************فَسَقٰى لَهُمَا ثُمَّ تَوَلّٰى اِلَى الظِّلِّ فَقَالَ رَبِّ اِنّٖى لِمَا اَنْزَلْتَ اِلَیَّ مِنْ خَيْرٍ فَقٖيرٌ

24-Fe seka lehüma sümme tevella ilez zılli fe kale rabbi ninı lima enzelte ileyye min hayrin fekıyr.

24-Hemencecik onların sürülerini suladı, sonra yine gölgeye çekilerek dedi ki: Rabbim, doğrusu bana indirdiğin her hayra muhtâcım.

68- İsrâ

17.24*************وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُلْ رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانٖى صَغٖيرًا
     
24-Vahfıd lehüma cenahaz zülli miner rahmeti ve kur rabbirhamhüma kema rabbeyanı sağıyra.

24-Onlara acıyarak alçak-gönüllülük kanadını ger ve de ki: Rabbim, onlar beni küçükken nasıl terbiye ettilerse, Sen de onları esirge.

17.80*************وَقُلْ رَبِّ اَدْخِلْنٖى مُدْخَلَ صِدْقٍ وَاَخْرِجْنٖى مُخْرَجَ صِدْقٍ وَاجْعَلْ لٖى مِنْ لَدُنْكَ سُلْطَانًا نَصٖيرًا

80-Ve kur rabbi edhılnı müdhale sıdkıv ve ahricnı muhrace sıdkıv vec'al lı mil ledünke sültanen nesıyra.

80-Ve de ki: Rabbim, beni (girilecek yere) doğru bir girdirişle girdir ve (çıkarılacak yerden) doğru bir çıkarışla çıkar ve katından bana yardımcı bir kuvvet ver.

69- Yûnus                   

10.85*************فَقَالُوا عَلَى اللّٰهِ تَوَكَّلْنَا رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِلْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ
10.86*************
وَنَجِّنَا بِرَحْمَتِكَ مِنَ الْقَوْمِ الْكَافِرٖينَ

85-Fe kalu alellahi tevekkelna rabbena la tec'alna fitnetel lil kavmiz zalimın.
86-Ve neccina bi rahmetike minel kavmil kâfirun.

85-Dediler ki: Biz Allah'a tevekkül ettik; Rabbimiz, bizi zulmeden bir kavim için bir fitne (konusu) kılma.
86-Ve bizi, kâfirler topluluğundan rahmetinle kurtar.

10.88*************وَقَالَ مُوسٰى رَبَّنَا اِنَّكَ اٰتَيْتَ فِرْعَوْنَ وَمَلَاَهُ زٖينَةً وَاَمْوَالًا فِى الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا رَبَّنَا لِيُضِلُّوا عَنْ سَبٖيلِكَ رَبَّنَا اطْمِسْ عَلٰى اَمْوَالِهِمْ وَاشْدُدْ عَلٰى قُلُوبِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُوا حَتّٰى يَرَوُا الْعَذَابَ الْاَلٖيمَ

88-Ve gâle mûsâ rabbenâ inneke âteyte fir'avne ve meleehû zînetev ve emvâlen fil hayâtid dunyâ rabbenâ liyudıllû an sebîlik, rabbenatmis alâ emvâlihim veşdud alâ gulûbihim felâ yué'minû hattâ yeravul azâbel elîm.

88-
Mûsa dedi ki: "Rabbimiz, şüphesiz Sen, Firavun'a ve önde gelen çevresine dünyâ-hayâtında bir çekicilik (güç, ihtişam) ve mallar verdin. Rabbimiz, Senin yolundan saptırmaları için (mi?) Rabbimiz, mallarını yerin dibine geçir ve onların kâlblerinin üzerini şiddetle bağla; onlar acı azâbı görecekleri zamâna kadar îman etmeyecekler".

70- Hûd

11.45*************وَنَادٰى نُوحٌ رَبَّهُ فَقَالَ رَبِّ اِنَّ ابْنٖى مِنْ اَهْلٖى وَاِنَّ وَعْدَكَ الْحَقُّ وَاَنْتَ اَحْكَمُ الْحَاكِمٖينَ

45-Ve nâdâ nûhur rabbehû fegâle rabbi innebnî min ehlî ve inne vağdekel haggu ve ente ahkemul hâkimîn. 

45-Nûh, Rabbine seslendi. Dedi ki: "Rabbim, şüphesiz benim oğlum âilemdendir ve senin vâdin de doğrusu haktır. Sen hâkimlerin hâkimisin".

11.47*************قَالَ رَبِّ اِنّٖى اَعُوذُ بِكَ اَنْ اَسْپَلَكَ مَا لَيْسَ لٖى بِهٖ عِلْمٌ وَاِلَّا تَغْفِرْ لٖى وَتَرْحَمْنٖى اَكُنْ مِنَ الْخَاسِرٖينَ

47-Kale rabbi innı euzü bike en es'eleke ma leyse lı bihı ılm ve illa tağfirlı ve terhamnı eküm minel hasirın.

47-Dedi ki: Rabbim, bilgim olmayan şeyi Senden istemekten Sana sığınırım. Ve eğer beni bağışlamaz ve beni esirgemezsen, hüsrâna uğrayanlardan olurum.

71- Yûsuf

12.33*************قَالَ رَبِّ السِّجْنُ اَحَبُّ اِلَیَّ مِمَّا يَدْعُونَنٖى اِلَيْهِ وَاِلَّا تَصْرِفْ عَنّٖى كَيْدَهُنَّ اَصْبُ اِلَيْهِنَّ وَاَكُنْ مِنَ الْجَاهِلٖينَ

33-Kale rabbis sicnü ehabbü ileyye mimma yed'unenı ileyh ve illa tasrif annı keydehünne asbü ileyhinne ve eküm minel cahilın.

33-(Yusuf) Dedi ki: Rabbim, zindan, bunların beni kendisine çağırdıkları şeyden bana daha sevimlidir. Kurdukları düzeni benden uzaklaştırmazsan, onlara (korkarım) eğilim gösterir, (böylece) câhillerden olurum.

12.101*************رَبِّ قَدْ اٰتَيْتَنٖى مِنَ الْمُلْكِ وَعَلَّمْتَنٖى مِنْ تَاْوٖيلِ الْاَحَادٖيثِ فَاطِرَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ اَنْتَ وَلِيّٖ فِى الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ تَوَفَّنٖى مُسْلِمًا وَاَلْحِقْنٖى بِالصَّالِحٖينَ

101-Rabbi kad ateytenı minel mülki ve allemtenı min te'vılil ehadıs fatıras semavati vel erdı ente veliyyı fid dünya vel ahırah teveffenı müslimev ve elhıknı bis sâlihıyn.

101-Rabbim, Sen bana mülkten (bir pay ve onu yönetme imkânını) verdin, sözlerin yorumundan (bir bilgi) öğrettin. Göklerin ve yerin yaratıcısı, Dünyâ’da ve âhirette benim velim Sensin. Müslüman olarak benim hayâtıma son ver ve beni sâlihlerin arasına kat.

73- En-âm                   

6.162*************قُلْ اِنَّ صَلَاتٖى وَنُسُكٖى وَمَحْيَایَ وَمَمَاتٖى لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ

162-Kul inne salati ve nüsükı ve mahyaye ve mematı lillahi rabbil alemın.

162-De ki: Şüphesiz benim namazım, ibâdetlerim, dirimim ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah'ındır.

78- Mü’min (Ğâfir)

40.7*************اَلَّذٖينَ يَحْمِلُونَ الْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِهٖ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذٖينَ اٰمَنُوا رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَیْءٍ رَحْمَةً وَعِلْمًا فَاغْفِرْ لِلَّذٖينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَبٖيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَحٖيمِ
40.8*************
رَبَّنَا وَاَدْخِلْهُمْ جَنَّاتِ عَدْنٍ الَّتٖى وَعَدْتَهُمْ وَمَنْ صَلَحَ مِنْ اٰبَائِهِمْ وَاَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ
40.9*************
وَقِهِمُ السَّيِّپَاتِ وَمَنْ تَقِ السَّيِّپَاتِ يَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمْتَهُ وَذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ

7-Ellezıne yahmilunel arşe ve men havlehu yüsebbihune bi hamdi rabbihim ve yü'minune bihı ve yestağfirune lillezıne amenu rabbena vesı'te külle şey'ir rahmetev ve ılmen fağfir lillezıne tabu vettebeu sebıleke vekıhim azabel cehıym.
8-Rabbena ve edhılhüm cennati adninilletı veadtehüm ve men salehü min abaihim ve ezvacihim ve zürriyyatihim inneke entel azızül hakım.
9-Vekıhimüs seyyiat ve men tekıs seyyiati yevmeizin fe kad rahımteh ve zalike hüvel fevzül azıym.

7-Arş'ı yüklenmekte olanlar ve çevresinde bulunanlar, Rablerini hamd ile tesbih etmekte, O'na îman etmekte ve îman edenlere mağfiret dilemektedirler: Rabbimiz, rahmet ve ilim bakımından her şeyi kuşatıp-sardın, tevbe edenler ve senin yoluna tâbi olanlara mağfiret et ve onları cehennem azabından koru.
8-Rabbimiz, onları Adn cennetlerine sok ki onlara (bunu) vâdettin; babalarından, eşlerinden ve soylarından sâlih olanları da. Gerçekten Sen, üstün ve güçlü olansın, hüküm ve hikmet sâhibisin.
9-Ve onları kötülüklerden koru. O gün Sen, kimi kötülüklerden korumuşsan, gerçekten ona rahmet etmişsin. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur.

40.27*************وَقَالَ مُوسٰى اِنّٖى عُذْتُ بِرَبّٖى وَرَبِّكُمْ مِنْ كُلِّ مُتَكَبِّرٍ لَا يُؤْمِنُ بِيَوْمِ الْحِسَابِ

27-Ve kale musa innı ustü bi rabbı ve rabbiküm min külli mütekebbiril la yü'minü bi yevmil hısab.

27-Musa dedi ki: Gerçekten ben, hesap gününe îman etmeyen her mütekebbirden, benim de Rabbim, sizin de Rabbinize sığınırım.

79- Enbiyâ      

21.83*************وَاَيُّوبَ اِذْ نَادٰى رَبَّهُ اَنّٖى مَسَّنِىَ الضُّرُّ وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِمٖينَ

83-Ve eyyube iz nada rabbehu ennı messeniyed durru ve ente erhamür rahımın.

83-Eyüp de; hani o Rabbine çağrıda bulunmuştu: Şüphesiz bu dert (ve hastalık) beni sarıverdi. Sen merhâmetlilerin en merhâmetli olanısın.

21.87*************وَذَا النُّونِ اِذْ ذَهَبَ مُغَاضِبًا فَظَنَّ اَنْ لَنْ نَقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادٰى فِى الظُّلُمَاتِ اَنْ لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنّٖى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمٖينَ

87-Ve zen nuni iz zehebe müğadıben fe zanne el len nakdira aleyhi fe nada fiz zulümati el la ilahe illa ente sübhaneke innı küntü minez zalimın.

87-Balık sâhibi (Yunus'u da); hani o, kızmış vaziyette gitmişti ki; bundan dolayı kendisini sıkıntıya düşürmeyeceğimizi sanmıştı. (Balığın karnındaki) karanlıklar içinde: Senden başka ilah yoktur, sen yücesin, gerçekten ben zulmedenlerden oldum diye çağrıda bulunmuştu.

21.89*************وَزَكَرِيَّا اِذْ نَادٰى رَبَّهُ رَبِّ لَا تَذَرْنٖى فَرْدًا وَاَنْتَ خَيْرُ الْوَارِثٖينَ

89-Ve zekeriyya iz nada rabbehu rabbi la tezernı fardev ve ente hayrul varisın.

89-Zekeriyya da; hani Rabbine çağrıda bulunmuştu: Rabbim, beni yalnız başıma bırakma, sen mîrasçıların en hayırlısısın.

21.112*************قَالَ رَبِّ احْكُمْ بِالْحَقِّ وَرَبُّنَا الرَّحْمٰنُ الْمُسْتَعَانُ عَلٰى مَا تَصِفُونَ

112-Kale rabbıhküm bil hakk ve rabbüner rahmanül müsteanü ala ma tesıfu.

112-(Resulullah) Dedi ki: Rabbim, (müşriklerle aramızda) hak ile hükmet. Bizim Rabbimiz, sizin her türlü nitelendirmelerinize karşı yardımına sığınılan Rahman (olan Allah)dır.

80- Mü’minûn

23.26*************قَالَ رَبِّ انْصُرْنٖى بِمَا كَذَّبُونِ




26-Kale rabbinsurnı bima kezzebun.

26-Rabbim dedi (Nuh). Beni yalanlamalarına karşılık, bana yardım et.

23.28*************فَاِذَا اسْتَوَيْتَ اَنْتَ وَمَنْ مَعَكَ عَلَى الْفُلْكِ فَقُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذٖى نَجّٰینَا مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ
23.29*************
وَقُلْ رَبِّ اَنْزِلْنٖى مُنْزَلًا مُبَارَكًا وَاَنْتَ خَيْرُ الْمُنْزِلٖينَ

28-Fe izesteveyte ente ve mem meake alel fülki fe kulil hamdü lillahillezı neccana minel kavmiz zalimın.
29-Ve kur rabbi enzilnı münzelem mübarakev ve ente hayrul münzilın.

28-Böylece sen, berâberinde olanlarla gemiye bindiğinde o zaman de ki: Bizi o zulmeden kavimden kurtaran Allah'a hamdolsun.
29-Ve de ki: Rabbim, beni kutlu bir konakta indir, sen konuklayanların en hayırlısısın.

23.39*************قَالَ رَبِّ انْصُرْنٖى بِمَا كَذَّبُونِ

39-Kale rabbinsurnı bima kezzebun.

39-(Peygamber) Dedi ki: Rabbim, beni yalanlamalarına karşı bana yardım et.

23.93*************قُلْ رَبِّ اِمَّا تُرِيَنّٖى مَا يُوعَدُونَ
23.94*************
رَبِّ فَلَا تَجْعَلْنٖى فِى الْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ

93-Kur rabbi imma türiyennı ma yuadun.
94-Rabbi fe la tec'alnı fil kavmiz zalimın.

93-De ki: Rabbim, eğer onlara va'dolunan (azab)ı mutlaka bana göstereceksen,
94-Rabbim, bu durumda beni zulmeden kavmin içinde bırakma.

23.97*************وَقُلْ رَبِّ اَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطٖينِ
23.98*************
وَاَعُوذُ بِكَ رَبِّ اَنْ يَحْضُرُونِ

97-Ve kur rabbi euzü bike min hemezatiş şeyatıyn.
98-Ve euzü bike rabbi ey yahdurun.

97-Ve de ki: Rabbim, Şeytan’ın kışkırtmalarından sana sığınırım.
98-Ve onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım Rabbim.

23.109*************اِنَّهُ كَانَ فَرٖيقٌ مِنْ عِبَادٖى يَقُولُونَ رَبَّنَا اٰمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَاَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمٖينَ

109-İnnehu kane ferıkum min ıbadı yekulune rabbena amenna fağfir lena varhamna ve ente hayrur rahımın.

109-Çünkü gerçekten benim kullarımdan bir grup: Rabbimiz, îman ettik, sen artık bizi bağışla ve bize merhâmet et, sen merhâmet edenlerin en hayırlısısın, derlerdi de.

23.118*************وَقُلْ رَبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ وَاَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمٖينَ

118-Ve kur rabbığfir verham ve ente hayrur rahımın.

118-Ve de ki: Rabbim, bağışla ve merhâmet et, sen merhâmet edenlerin en hayırlısısın.

82- Şûrâ          

42.10*************وَمَا اخْتَلَفْتُمْ فٖيهِ مِنْ شَیْءٍ فَحُكْمُهُ اِلَى اللّٰهِ ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبّٖى عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَاِلَيْهِ اُنٖيبُ

10-Ve mahteleftüm fıhi min şey'in fe hukmühu ilellah zalikümüllahü rabbı aleyhi tevekkeltü ve ileyhi ünıb.

10-Hakkında ihtîlafa düştüğünüz her-hangi bir şey; artık O'nun hükmü Allah'ındır. İşte Rabbim olan Allah. Ben O'na tevekkül ettim ve yalnızca O'na dönüp-yönelirim.

86- Ahkâf

46.15*************وَوَصَّيْنَا الْاِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِ اِحْسَانًا حَمَلَتْهُ اُمُّهُ كُرْهًا وَوَضَعَتْهُ كُرْهًا وَحَمْلُهُ وَفِصَالُهُ ثَلٰثُونَ شَهْرًا حَتّٰى اِذَا بَلَغَ اَشُدَّهُ وَبَلَغَ اَرْبَعٖينَ سَنَةً قَالَ رَبِّ اَوْزِعْنٖى اَنْ اَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتٖى اَنْعَمْتَ عَلَیَّ وَعَلٰى وَالِدَیَّ وَاَنْ اَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضٰیهُ وَاَصْلِحْ لٖى فٖى ذُرِّيَّتٖى اِنّٖى تُبْتُ اِلَيْكَ وَاِنّٖى مِنَ الْمُسْلِمٖينَ

15-Ve vessaynel insane bi valideyhi ıhsana hamelethü ümmühu kürhev ve vedaathü kürha ve hamlühu ve fisalühu selasune şehra hatta iza beleğa eşüddehu ve belğa erbeıyne seneten kale rabbi evzı'nı en eşküra nı'metekelletı en'amte aleyye ve ala valedeyye ve en a'mele salihan terdahü ve aslıh lı fı zürriyyetı innı tübtü ileyke ve innı minel müslimın.

15-Biz insana, anne ve babasına iyilikle davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu güçlükle taşıdı ve onu güçlükle doğurdu. Onun (hâmilelikte) taşınması ve sütten kesilmesi, otuz aydır. Nihâyet güçlü (erginlik) çağına erip kırk yıl (yaşın)a ulaşınca, dedi ki: Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nîmete şükretmemi ve senin râzı olacağın sâlih bir amelde bulunmamı bana ilhâm et; benim için soyumda salâhı ver. Gerçekten ben tevbe edip Sana yöneldim ve gerçekten ben müslümanlardanım.

89- Ankebût    

29.30*************قَالَ رَبِّ انْصُرْنٖى عَلَى الْقَوْمِ الْمُفْسِدٖينَ

30-Kale rabbinsurnı alel kavmil müfsidın.

30-Dedi ki: Rabbim, fesat çıkaran (bu) kavme karşı bana yardım et.

MEDÎNE DÖNEMİ

94- Bakara      

2.32*************قَالُوا سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ

32-Kalu sübhaneke la ılme lena illa ma alemtena inneke entel alımül hakım.

32-Dediler ki: Sen yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiç-bir bilgimiz yok. Gerçekten sen, her-şeyi bilen, hüküm ve hikmet sâhibi olansın.

2.58*************وَاِذْ قُلْنَا ادْخُلُوا هٰذِهِ الْقَرْيَةَ فَكُلُوا مِنْهَا حَيْثُ شِئْتُمْ رَغَدًا وَادْخُلُوا الْبَابَ سُجَّدًا وَقُولُوا حِطَّةٌ نَغْفِرْ لَكُمْ خَطَايَاكُمْ وَسَنَزٖيدُ الْمُحْسِنٖينَ

58-Ve iz gulnedhulû hâzihil garyete fekulû minhâ haysu şié'tum rağadev vedhulul bâbe succedev ve gûlû hittatun nağfirlekum hatâyâkum, ve senezîdul muhsinîn.

58-Ve hatırlayın, demiştik ki: "Şu şehre girin ve orada istediğiniz yerde bol-bol yiyin, yalnızca secde ederek kapısından girerken “dileğimiz bağışlanmadır” deyin; (biz de) hatâlarınızı bağışlayalım; iyilik yapanların (ecirlerini) arttıracağız.

2.67*************وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِهٖ اِنَّ اللّٰهَ يَاْمُرُكُمْ اَنْ تَذْبَحُوا بَقَرَةً قَالُوا اَتَتَّخِذُنَا هُزُوًا قَالَ اَعُوذُ بِاللّٰهِ اَنْ اَكُونَ مِنَ الْجَاهِلٖينَ

67-Ve iz kale musa li kavmihı innellahe ye'müruküm en tezbehu bekarah kalu etettehızüna hüzüva kale euzü billahi en ekune minel cahilın.

67-Hani Musa kavmine: Allah, muhakkak sizin bir sığır kesmenizi emrediyor demişti. Bizi alaya mı alıyorsun? dediler. (Mûsa) câhillerden olmaktan Allah'a sığınırım dedi.

2.126*************وَاِذْ قَالَ اِبْرٰهٖيمُ رَبِّ اجْعَلْ هٰذَا بَلَدًا اٰمِنًا وَارْزُقْ اَهْلَهُ مِنَ الثَّمَرَاتِ مَنْ اٰمَنَ مِنْهُمْ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ قَالَ وَمَنْ كَفَرَ فَاُمَتِّعُهُ قَلٖيلًا ثُمَّ اَضْطَرُّهُ اِلٰى عَذَابِ النَّارِ وَبِئْسَ الْمَصٖيرُ
2.127*************
وَاِذْ يَرْفَعُ اِبْرٰهٖيمُ الْقَوَاعِدَ مِنَ الْبَيْتِ وَاِسْمٰعٖيلُ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا اِنَّكَ اَنْتَ السَّمٖيعُ الْعَلٖيمُ
2.128*************
رَبَّنَا وَاجْعَلْنَا مُسْلِمَيْنِ لَكَ وَمِنْ ذُرِّيَّتِنَا اُمَّةً مُسْلِمَةً لَكَ وَاَرِنَا مَنَاسِكَنَا وَتُبْ عَلَيْنَا اِنَّكَ اَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحٖيمُ
2.129*************
رَبَّنَا وَابْعَثْ فٖيهِمْ رَسُولًا مِنْهُمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُزَكّٖيهِمْ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ

126-Ve iz kale ibrahımü rabbic'al haza beleden aminev verzuk ehlehu mines semerati min amene minhüm billahi vel yevmil ahır kale ve men kefera fe ümettiuhu kalılen sümme adtarruhu ila azabin nar ve bi'sel mesıyr.
127-Ve iz yerfeu ibrahımül kavaıde minel beyti ve ismaıyl rabbena tekabbel minna inneke entes semıul alım.
128-Rabbena vec'alna müslimeyni leke ve min zürriyyetina ümmetem müslimetel leke ve erina menasikena ve tüb aleyna inneke entet tevvabür rahıym.
129-Rabbena veb'as fıhim rasulem minhüm yetlu aleyhim ayatike ve yüallimühümül kitabe vel hıkmete ve yüzekkıhim inneke entel azızül hakım.

126-Hani İbrâhim: Rabbim, bu şehri bir güvenlik yeri kıl ve halkından Allah'a ve âhiret gününe inananları ürünlerle rızıklandır demişti de (Allah: sâdece inananları değil) inkâr edeni de az bir süre yararlandırır, sonra onu ateşin azâbına uğratırım; ne kötü bir dönüştür o demişti.
127-İbrâhim, İsmâil'le birlikte Evin (Kâbe'nin) sütunlarını yükselttiğinde (ikisi şöyle duâ etmişti): Rabbimiz bizden (bunu) kabûl et. Şüphesiz, Sen işiten ve bilensin,
128-Rabbimiz, ikimizi sana teslim olmuş (müslümanlar) kıl ve soyumuzdan sana teslim olmuş (müslüman) bir ümmet (ver). Bize ibâdet yöntemlerini (yer veya ilkelerini) göster ve tevbemizi kabûl et. Şüphesiz, Sen tevbeleri kabûl eden ve esirgeyensin.
129-Rabbimiz, içlerinden onlara bir elçi gönder, onlara âyetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları arındırsın. Şüphesiz, Sen güçlü ve üstün olansın, hüküm ve hikmet sâhibisin.

2.201*************وَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ رَبَّنَا اٰتِنَا فِى الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى الْاٰخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

201-Ve minhüm mey yekulü rabbena atine fid dünya hasenetev ve fil ahırati hasenetev ve kına azaben nar.

201-Onlardan öylesi de vardır ki: Rabbimiz, bize Dünyâ’da da iyilik ver, âhirette de iyilik (ver) ve bizi ateşin azâbından koru der.

2.250*************وَلَمَّا بَرَزُوا لِجَالُوتَ وَجُنُودِهٖ قَالُوا رَبَّنَا اَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ اَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرٖينَ

250-Ve lemma berazu li calute ve cünudihı kalu rabbena efrığ aleyna sabrav ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil kâfirın.

250-Onlar, Calut ve ordusuna karşı meydana (savaşa) çıktıklarında, dediler ki: Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, adımlarımızı sâbit kıl (kaydırma) ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.

2.285*************اٰمَنَ الرَّسُولُ بِمَا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مِنْ رَبِّهٖ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَمَلٰئِكَتِهٖ وَكُتُبِهٖ وَرُسُلِهٖ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْ رُسُلِهٖ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَاِلَيْكَ الْمَصٖيرُ
2.286*************
لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا اِنْ نَسٖينَا اَوْ اَخْطَاْنَا رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَا اِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهٖ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا اَنْتَ مَوْلٰینَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرٖينَ

285-Amener rasulü bi ma ünzile ileyhi mir rabbihı vel mü'minun küllün amene billahi ve melaiketihı ve kütübihı ve rusülih la nüferriku beyne ehadim mir rusülih ve kalu semı'na ve eta'na ğufraneke rabbena ve ileykel masıyr.
286-La yükellifüllahü nefsen illa vüs'aha leha ma kesebet ve aleyha mektesebet rabbena la tüahızna in nesına ev ahta'na rabbena ve la tahmil aleyna ısran kema hameltehu alellezıne min kablina rabbena ve la tühammilna ma la takate lena bih va'fü anna vağfir lena verhamna ente mevlane fensurna alel kavmil kâfirın.

285-Elçi, kendisine Rabbinden indirilene îman etti, mü'minler de. Tümü, Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inandı. O'nun elçileri arasında hiç birini (diğerinden) ayırdetmeyiz. İşittik ve itaât ettik. Rabbimiz bağışlamanı (dileriz). Varış ancak Sana'dır dediler.
286-Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez. (Kişinin nefsinin) kazandığı lehine, kazandırdıkları aleyhinedir. Rabbimiz, unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma. Bizi affet. Bizi bağışla. Bizi esirge, Sen bizim mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.

98- Âl-i İmran

3.8*************رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ اِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ
3.9*************
رَبَّنَا اِنَّكَ جَامِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لَا رَيْبَ فٖيهِ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُخْلِفُ الْمٖيعَادَ

8-Rabbena la tüzığ kulubena ba'de iz hedeytena veheb lena mil ledünke rahmeh inneke entel vehhab.
9-Rabbena inneke camiun nasi li yevmil la raybe fıh innellahe la yuhlifül mıad.

8-Rabbimiz, bizi hidâyete erdirdikten sonra kâlplerimizi kaydırma ve katından bize bir rahmet bağışla. Şüphesiz, bağışı en çok olan Sensin Sen.
9-Rabbimiz, kendisinde şüphe olmayan bir günde insanları gerçekten Sen toplayacaksın. Doğrusu Allah, vâdinden cayıp-dönmez.

3.16*************اَلَّذٖينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا اِنَّنَا اٰمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

16-Ellezıne yekulune rabbena innena amenna fağfir lena zünubena vekına azaben nar.

16-Onlar: Rabbimiz şüphesiz biz îman ettik, artık bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azâbından koru diyenler;

3.26*************قُلِ اللّٰهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِى الْمُلْكَ مَنْ تَشَاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَاءُ وَتُعِزُّ مَنْ تَشَاءُ وَتُذِلُّ مَنْ تَشَاءُ بِيَدِكَ الْخَيْرُ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖيرٌ
3.27*************
تُولِجُ الَّيْلَ فِى النَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِى الَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَیَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَیِّ وَتَرْزُقُ مَنْ تَشَاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

26-Kulillahümme malikel mülki tü'til mülke men teşaü ve tenziul mülke mimmen teşa' ve tüızzü men teşaü ve tüzillü men teşa' bi yedikel hayr inneke ala külli şey'in kadır.
27-Tulicül leyle fin nehari ve tulicün nehara fil leyl ve tuhricül hayye minel meyyiti ve tuhricül meyyite minel hayy ve terzüku men teşaü bi ğayri hısab.

26-De ki: Ey mülkün sâhibi Allah'ım, dilediğine mülkü verirsin ve dilediğinden mülkü çekip-alırsın, dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın; hayır Senin elindedir. Gerçekten Sen, her şeye güç yetirensin.
27-Geceyi gündüze bağlayıp-katarsın, gündüzü de geceye bağlayıp-katarsın; diriyi ölüden çıkarırsın, ölüyü de diriden çıkarırsın. Sen, dilediğine hesapsız rızık verirsin.

3.38*************هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُ قَالَ رَبِّ هَبْ لٖى مِنْ لَدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً اِنَّكَ سَمٖيعُ الدُّعَاءِ

38-Hünalike dea zekeriyya rabbeh kale rabbi heb lı mil ledünke zürriyyeten tayyibeh inneke semıud düa.

38-Orada Zekeriyya Rabbine duâ etti: Rabbim, bana katından tertemiz bir soy armağan et. Doğrusu Sen, duâları işitensin dedi.

3.53*************رَبَّنَا اٰمَنَّا بِمَا اَنْزَلْتَ وَاتَّبَعْنَا الرَّسُولَ فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدٖينَ

53-Rabbena amenna bi ma enzelte vetteba'ner rasüle fektübna meaş şahidın.

53-Rabbimiz, biz indirdiğine inandık ve elçiye uyduk. Böylece bizi şâhidlerle berâber yaz.

3.147*************وَمَا كَانَ قَوْلَهُمْ اِلَّا اَنْ قَالُوا رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَاِسْرَافَنَا فٖى اَمْرِنَا وَثَبِّتْ اَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرٖينَ

147-Ve ma kane kavlehüm illa en kalu rabbenağfir lena zünubena ve israfena fı emrina ve sevvit akdamena vensurna alel kavmil kâfirın.

147-Onların söyledikleri: Rabbimiz, günahlarımızı ve işimizdeki aşırılıklarımızı bağışla, ayaklarımızı (bastıkları yerde) sağlamlaştır ve bize kâfirler topluluğuna karşı yardım et demelerinden başka bir şey değildi.

3.191*************اَلَّذٖينَ يَذْكُرُونَ اللّٰهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فٖى خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هٰذَا بَاطِلًا سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
3.192*************
رَبَّنَا اِنَّكَ مَنْ تُدْخِلِ النَّارَ فَقَدْ اَخْزَيْتَهُ وَمَا لِلظَّالِمٖينَ مِنْ اَنْصَارٍ
3.193*************
رَبَّنَا اِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَادٖى لِلْاٖيمَانِ اَنْ اٰمِنُوا بِرَبِّكُمْ فَاٰمَنَّا رَبَّنَا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّپَاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ الْاَبْرَارِ
3.194*************
رَبَّنَا وَاٰتِنَا مَا وَعَدْتَنَا عَلٰى رُسُلِكَ وَلَا تُخْزِنَا يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اِنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْمٖيعَادَ

191-Ellezıne yezkürunellahe kıyamev ve kuudev ve ala cünubihim ve yetefekkerune fı halkıs semavati vel ard rabbena ma halakte haza batıla sübhaneke fekına azaben nar.
192-Rabbena inneka men tüdhılin nara fe kad ahzeyteh ve ma liz zalimıne min ensar.
193-Rabbena innena semı'na münadiyey yünadı lil ımani en aminu bi rabbiküm fe amenna rabbena fağfir lena zünubena ve keffir anna seyyiatina ve teveffena meal ebrar.
194-Rabbena ve atina ma veadtena ala rusülike ve la tuhzina yevmel kıyameh inneke la tuhlifül mıad.

191-Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azâbından koru.
192-Rabbimiz, şüphesiz Sen kimi ateşe sokarsan, artık onu hor ve aşağılık kılmışsındır; zulmedenlerin yardımcıları yoktur.
193-Rabbimiz, biz: Rabbinize îman edin diye îmana çağrıda bulunan bir çağırıcıyı işittik, hemen îman ettik. Rabbimiz, bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve bizi de iyilik yapanlarla birlikte öldür.
194-Rabbimiz, elçilerine vâdettiklerini bize ver, kıyâmet gününde de bizi hor ve aşağılık kılma. Şüphesiz Sen, vâdine muhâlefet etmeyensin.

102- Haşr        

59.10*************وَالَّذٖينَ جَاؤُ مِنْ بَعْدِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِاِخْوَانِنَا الَّذٖينَ سَبَقُونَا بِالْاٖيمَانِ وَلَا تَجْعَلْ فٖى قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذٖينَ اٰمَنُوا رَبَّنَا اِنَّكَ رَؤُفٌ رَحٖيمٌ

10-Velleziyne cau min ba'dihim yekulune rabbenağfir lena ve liıhvaninelleziyne sebekuna bil'iymani ve la tec'al fiy kulubina ğullen lilleziyne amenu rabbena inneke reufun rahıymun.

10-Bir de onlardan sonra gelenler, derler ki: Rabbimiz, bizi ve bizden önce îman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve kâlplerimizde îman edenlere karşı bir kin bırakma. Rabbimiz, gerçekten sen, çok şefkatlisin, çok esirgeyicisin.

106- Nîsâ

4.75*************وَمَا لَكُمْ لَا تُقَاتِلُونَ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ وَالْمُسْتَضْعَفٖينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَاءِ وَالْوِلْدَانِ الَّذٖينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا اَخْرِجْنَا مِنْ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ اَهْلُهَا وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ وَلِيًّا وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ نَصٖيرًا

75-Ve ma leküm la tükatilune fı sebılillahi vel müstad'afıne miner ricali ven nisai vel vildanillezıne yekulune rabbena ahricna min hazihil rayetiz zalimi ehlüha vec'al lena mil ledünke veliyya vec'al lena mil ledünke nesıyra.          

75-Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: Rabbimiz, bizi halkı zâlim olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli (koruyucu sâhip) gönder, bize katından bir yardım eden yolla diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz?

108- Mâide      

5.25*************قَالَ رَبِّ اِنّٖى لَا اَمْلِكُ اِلَّا نَفْسٖى وَاَخٖى فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْفَاسِقٖينَ
     
25-Kale rabbi innı la emlikü illa nefsı ve ehıy fefruk beynena ve beynel kavmil fasikıyn.

25-(Mûsa:) Rabbim, gerçekten kendimden ve kardeşimden başkasına mâlik olamıyorum. Öyleyse bizimle fâsıklar topluluğunun arasını Sen ayır dedi.

5.83*************وَاِذَا سَمِعُوا مَا اُنْزِلَ اِلَى الرَّسُولِ تَرٰى اَعْيُنَهُمْ تَفٖيضُ مِنَ الدَّمْعِ مِمَّا عَرَفُوا مِنَ الْحَقِّ يَقُولُونَ رَبَّنَا اٰمَنَّا فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدٖينَ

83-Ve iza semiu ma ünzile iler rasuli tera a'yünehüm tefıdu mined dem'ı mimma arafu minel hakk yekulune rabbena amenna fektübna meaş şahidın.

83-Elçiye indirileni dinlediklerinde hakkı tanıdıklarından dolayı gözlerinin yaşlarla dolup taştığını görürsün. Derler ki: Rabbimiz inandık; öyleyse bizi şâhitlerle birlikte yaz.

5.114*************قَالَ عٖيسَى ابْنُ مَرْيَمَ اللّٰهُمَّ رَبَّنَا اَنْزِلْ عَلَيْنَا مَائِدَةً مِنَ السَّمَاءِ تَكُونُ لَنَا عٖيدًا لِاَوَّلِنَا وَاٰخِرِنَا وَاٰيَةً مِنْكَ وَارْزُقْنَا وَاَنْتَ خَيْرُ الرَّازِقٖينَ

114-Kale ıysebnü meryemellahümme rabbena enzil aleyna maidetem mines semai tekunü lena ıydel li evvelina ve ahırina ve ayetem mink verzukna ve ente hayrır razikıyn.

114-Meryem-oğlu İsa: Allah'ım, Rabbimiz, bize gökten bir sofra indir, öncemiz ve sonramız için bir bayram ve Sen'den de bir belge olsun. Bizi rızıklandır, Sen rızık vericilerin en hayırlısısın demişti.

109- Mümtehine         

60.4*************قَدْ كَانَتْ لَكُمْ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ فٖى اِبْرٰهٖيمَ وَالَّذٖينَ مَعَهُ اِذْ قَالُوا لِقَوْمِهِمْ اِنَّا بُرَءٰؤُا مِنْكُمْ وَمِمَّا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ كَفَرْنَا بِكُمْ وَبَدَا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةُ وَالْبَغْضَاءُ اَبَدًا حَتّٰى تُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ وَحْدَهُ اِلَّا قَوْلَ اِبْرٰهٖيمَ لِاَبٖيهِ لَاَسْتَغْفِرَنَّ لَكَ وَمَا اَمْلِكُ لَكَ مِنَ اللّٰهِ مِنْ شَیْءٍ رَبَّنَا عَلَيْكَ تَوَكَّلْنَا وَاِلَيْكَ اَنَبْنَا وَاِلَيْكَ الْمَصٖيرُ
60.5*************
رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِلَّذٖينَ كَفَرُوا وَاغْفِرْ لَنَا رَبَّنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ

4-Kad kanet lekum usvetun hasenetun fiy ibrahiyme velleziyne me'ahu iz kalu likavmihim inna bureau minkum ve mimma ta'budune min dunillahi keferna bikum ve beda beynena ve beynekumul'adavetu velbağdau illa kavle ibrahiyme liebiyhi leestağfirenne leke ve ma emliku leke minallahi min şey'in rabbena 'aleyke tevekkelna ve ileyke enebna ve ileykelmesıyru.
5-Rabbena tec'alna fitneten lilleziyne keferu vağfir lena rabbena inneke entel'azizül hakim.

4-İbrâhim ve onunla birlikte olanlarda size güzel bir örnek vardır. Hani kendi kavimlerine demişlerdi ki: Biz, sizlerden ve Allah'ın dışında taptıklarınızdan gerçekten uzağız. Sizi (artık) tanımayıp-inkâr ettik. Sizinle aramızda, siz Allah'a bir olarak îman edinceye kadar ebedi bir düşmanlık ve bir kin baş-göstermiştir. Ancak İbrâhim'in babasına: Sana bağışlanma dileyeceğim, ama Allah'tan gelecek herhangi bir şeye karşı senin için gücüm yetmez, demesi hâriç. Ey Rabbimiz, biz sana tevekkül ettik ve içten sana yöneldik. Dönüş sanadır.
5-Rabbimiz, bizi inkâr edenler için bizi fitne (deneme konusu) kılma ve bizi bağışla Rabbimiz. Şüphesiz Sen, üstün ve güçlüsün, hüküm ve hikmet sâhibisin.

113- Tahrîm

66.8*************يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا تُوبُوا اِلَى اللّٰهِ تَوْبَةً نَصُوحًا عَسٰى رَبُّكُمْ اَنْ يُكَفِّرَ عَنْكُمْ سَيِّپَاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ يَوْمَ لَا يُخْزِى اللّٰهُ النَّبِىَّ وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا مَعَهُ نُورُهُمْ يَسْعٰى بَيْنَ اَيْدٖيهِمْ وَبِاَيْمَانِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا اَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَا اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖيرٌ

8-Ya eyyuhelleziyne amenu tubu ilellahi tevbeten nesuhan asa rabbukum en yukeffire ankum seyyiatikum ve yudhılekum cennatin tecriy min tahtihel'enharu yevme la yuhzillahunnebiyye velleziyne amenu me'ahu nuruhum yes'a beyne eydiyhim ve bieymanihim yekulune rabbena etmin lena nurena vağfir lena inneke 'ala kulli şey'in kadiyrun.

8-Ey îman edenler, Allah'a kesin (nasuh) bir tevbe ile tevbe edin. Olabilir ki, Allah sizin kötülüklerinizi örter ve altından ırmaklar akan cennetlere sokar. O gün Allah, Peygamberi ve onunla birlikte îman edenleri küçük düşürmeyecektir. Nurları, önlerinde ve sağ yanlarında koşar-parıldar. Derler ki: Rabbimiz nûrumuzu tamamla, bizi bağışla. Şüphesiz Sen, her şeye güç yetirensin.     

66.11*************وَضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا لِلَّذٖينَ اٰمَنُوا امْرَاَتَ فِرْعَوْنَ اِذْ قَالَتْ رَبِّ ابْنِ لٖى عِنْدَكَ بَيْتًا فِى الْجَنَّةِ وَنَجِّنٖى مِنْ فِرْعَوْنَ وَعَمَلِهٖ وَنَجِّنٖى مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ

11-Ve da reballahu meselen lilleziyne amenumreete fir'avne iz kalet rabbibni liy ındeke beyten fiylcenneti ve necciniy min fir'avne ve amelihi ve necciniy minelkavmizzalimiyne.

11-Allah, îman edenlere de Firavun'un karısını örnek verdi. Hani demişti ki: Rabbim bana kendi katında, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun yaptıklarından kurtar ve beni o zâlimler topluluğundan da kurtar.

114- Tevbe      

9.129*************فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِىَ اللّٰهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظٖيمِ

129-Fe in tevellev fe kul hasbiyallahü la ilahe illa hu aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azıym.

129-Eğer onlar yüz çevirirlerse, de ki: Bana Allah yeter. O'ndan başka ilah yoktur. Ben O'na tevekkül ettim ve büyük arşın Rabbi O'dur.

Âmin; Âmin; Âmin.. Vel hamdülillâhi rabbilâlemin.

Sadakallahülazim

En doğrusunu sâdece Allah bilir.

(Not: İniş sırası Mustafa İslamoğlu tertibine göre yapılmıştır).

Hârûn Görmüş
Eylül 2014

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme