18 Ağustos 2020 Salı

Kadın ve Erkek Rôlleri Üzerine

 

“Erkek olsun kadın olsun, bir mü’min olarak kim sâlih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz” (Nâhl 97).

 

Modernite bir “göz ve görünürlük uygarlığı”dır. Kadınlar görünürlülüğe çok meyyâl oldukları için, modernite en çok da kadınları etkilemiştir. Böylece kadınlar modernitenin isteğine göre davranmakta zorlanmamışlar ve buna kolay alışmışlardır ve işi aşırılığa vardırmışlardır. Fakat bu durum doğal, normâl ve fıtrî değildir. Modernite kadının kadınlığını, erkeğin de erkekliğini bilmediği ve bunların birbirine karıştığı bir yaşam-şeklidir. Uzaydan birileri gelse, kadın ile erkeğin birbirlerine karşı davranışlarını-tavırlarını izlese ve Dünyâ’da kadına ve erkeğe verilen rôlleri görse, çok şaşırır ve belki de isyân ederek gücü ölçüsünde bu durumu değiştirmeye kalkardı. İşte mü’minler de bozulan ve ifsâd olan kadın ve erkek arasındaki uygunsuzlukları değiştirmekle görevlidir.

 

Modernite doğala, normâle ve fıtrata aykırı davranma uygarlığıdır. Bu bağlamda ekini ve nesli ifsâd eder ve etmektedir. Bunu en çok da kadın üzerinden yapar. Zîrâ modernite ile birlikte kadın ve erkek rôlleri değişmiş ve erkekler kadın gibi kadınlar da erkek gibi davranmaya başlamışlardır. Bu tabî ilk başta modernitenin kadınlara tanıdığı pozitif ayrımcılıkla başlamıştır. Kadınlar görmeye ve görülmeye meyyâldirler. O yüzden ev-dışına çıkmayı severler. İşte modernite kadınları buradan vurmuştur ve kadınlara (biraz da mecbur bırakarak) çeşitli iş ortamları sağlayarak onları ev-dışına çıkarmıştır. Dışarı çıkan kadınlar dışarıya öyle bir alışmışlardır ki, Mehmet Akif’in deyimiyle artık bir türlü eve girmemektedirler.

 

Modernite, kadınlara gereğinden çok daha fazla sorumluluklar vermiştir ve yük yüklemiştir. Hattâ erkeğin sorumluluklarını da kadınlara yüklemiştir. Böylece kadın zamanla başkalaşmaya başlamıştır. Bu duruma neden olan en başat etken modernitedir ama bâzı erkekler de buna alan açmışlardır ve açmaktadırlar. Modern kadın artık, ev-işi yapmayı, evlenmeyi, çocuk doğurmayı, anne olmayı, konu-komşuyla vakit geçirmeyi çok banâl ve itici bulmaktadır. Onun yerine dört duvar arasında çalışmak çok daha hoşuna gitmektedir. Zîrâ fıtratına zulmetmektedir ve mevcut durum bu nedenle aslında bir cezâ olmaktadır. Sünnetullaha göre fıtrata aykırı davranmanın cezâsı, “fıtrata aykırı bir hayat yaşamak”tır. Bir şeyin cezâsı o şeyin kendi türündendir.  

 

Artık asgarî ücreti belirleyenler, “kadın işçiler”dir. Hâlbuki kadının işyeri evi olmalıdır. Daha bebek yaşta çocuğunu bile bırakıp da fıtraten kendisine uygun olmayan bir hayat yaşaması normâl ve doğru değildir. Modernler, kadına çok fazla ve gereksiz haklar tanıdılar. Bu tutumun kötü sonuçları şu-anda tam görünmese de bir zaman sonra mutlakâ zulüm olarak ortaya çıkacaktır. Zîrâ sünnetullaha ve fıtrata aykırılıkta mutlakâ zulüm ortaya çıkar.

 

Modernler kadının erkek için yaratılmadığını söyleye-söyleye erkeği kadının emrine verdiler. Sonuçta “erkek kadın için yaratılmıştır” durumuna gelindi. Tabi artık erkekler de başkalaştı ve “hayat müşterek” gibi derinliksiz sözlerle erkekler de mevcut yaşam-şeklini benimsedi. Belki de bu durumdan hoşnuttur bâzıları. “Ben çalışacağım kadın yiyecek, yok öyle yağma” diyenler peydâh oldu.

 

Kadın ve erkek rôllerinin değiştirilmesi tâğûtî güçlerin bir projesidir. Hiç kuşkusuz ki, 20. yüzyılın şekillenmesinde öncelikle zengin şirketlerin, aristokrasinin ve burjuvazinin, krâliyet âilelerinin ve onların uzantılarının rôlü olmuştur. Gül-Haç, Siyon Târikatı, Bâtınîler, Tapınakçılar, Masonlar, İllüminati ve diğerleri, kuruldukları zaman savaştıkları temel ilkelerden biri de şuydu: “Kadın ve erkeklerin eşitliği. Kadının toplumda ön-plânlara geçebilmesi”.

 

Allah kadına farklı rôller, erkeğe de farklı rôller vermiştir. Ama fıtratı ifsâd olan kadın ve erkek başkalaştılar. Bu daha çok kadın üzerinden yapıldı ise erkeler de buna çanak tuttular. Ama bu durumun toplumsal bir patlamayla sonuçlanması yakındır ve belirtileri ortaya çıkmaya başlamıştır. Kadına şiddetin artmasının nedeni budur. Erkek kendisine âit rôllerin alınmasına râzı olmamaktadır. Çünkü Allah’ın erkeğe ve kadına verdiği rôller değişmeyen başlamıştır ki bu durum bâriz bir şekilde sünnetullaha aykırıdır. Sünnettullaha aykırı hareket edildiğinde ve uzun olmayan bir zaman sonra kritik eşik aşıldığında büyük toplumsal bozulmalar ortaya çıkar.

 

Allah erkeğe ev-dışında, kadına ise ev-içinde daha fazla sorumluluklar vermiştir. Fakat ne ilginçtir ki kadınlar erkeklere verilen rôllere tâlip oluyorlar ve hattâ kamusal alanda onların yerlerine geçmek istiyorlar. Bu durum Kur’ân’a aykırıdır ve Allah, kadınların ve erkeklerin birbirlerine verilen özelliği arzu etmelerini yasaklar:

 

“Allah’ın kendisiyle kiminizi kiminize göre üstün kıldığı şeyi temenni etmeyin. Erkeklere kazandıklarından pay (olduğu gibi), kadınlara da kazandıklarından pay vardır. Allah’tan onun fazlını (ihsânını) isteyin. Gerçekten, Allah her-şeyi bilendir” (Nîsâ 32).

 

Rôlleri değiştirilen ve ev-dışında çalışan kadınların çocukları “ana-dil”den yâni “anne dili”nden yoksun olur. Âilenin bozulması; kreşlerle başlar, kadının çalışmasıyla gelişir, huzur-evleriyle sonuçlanır. Sonuçta ortada âile-mâile kalmaz.

 

Şimdiki kadınların çoğu cinsini değiştirmiştir. Erkeklere-özgü işlere ve hareketlere sâhip çıkarak anneliği ve kadınlığı terk etmiş oldular. Kadınlığı erkekliğe tebdil ederek Allah’ın yaratışını değiştirmişler ve Allah’ın sünnetine karşı gelmişlerdir. Erkeklerin bâzıları da buna çeşitli bâtıl düşüncelerle çanak tutmakta ve alan açmaktadır.

 

Ev, kadının doğal ortamıdır. Kadın evden dışarı adımını attığı anda kapitâlizmin kucağına düşer. Kadın, evden dışarıya adımını attığı anda ya eziyet eder yada eziyet görür. Annelik ve ev hanımlığı kadının erkeğe üstün olduğu alanlardır. Özellikle annelik, Allah’ın kadının fıtratına yüklediği en önemli rôldür. Bu o kadar önemli bir rôldür ki, “cennet annelerin ayakları altındadır” denilir. Kadının kariyerinin zirvesi “annelik”tir.

 

Modernite kadınları tanrıça gibi görüyor ve gösteriyor. Bunu, doğal, normâl ve fıtrî rôlünü değiştirerek yaptı-yapıyor. Eski putperestlik, bâzı kadınları “tanrıça” yapmıştı; modern putperestlik ise, tüm kadınları “tanrıça” yapma yolunda.

 

Modern dönemde, “ekinin ifsâdı” tamamlandı. Neslin ifsâdı ise “kadın” üzerinden yapılıyor. Erkekler de buna çanak tutuyor.

 

Erkek adamlığını bilecek ve “adam” gibi davranacak, kadın da kadınlığını bilecek ve “kadın” gibi davranacak. Birbirlerine Allah tarafından verilen özelliklere göz dikmeyecekler. Yâni birbirlerine zulmetmeyecekler. Dünyâ ancak bu şekilde normâlleşir ve doğala-fıtrata uygun hâle gelir.

 

En doğrusunu sâdece Allah bilir.

 

Hârûn Görmüş

Eylül 2019

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme