11 Mayıs 2020 Pazartesi

Nüzûl Sırasına Göre Kur’ân’da Şeffat İle İlgili Âyetler





(Not: Âyetler Ali Bulaç meâlinden alınmıştır. Nüzûl sırası Mustafa İslamoğlu tertibine göre yapılmıştır).

MEKKE DÖNEMİ

4- Müddesir

48- Artık, şefaat edenlerin şefaati onlara bir yarar sağlamaz.

26- Necm

26- Göklerde nice melekler vardır ki, onların şefaatleri hiç-bir şeyle yarar sağlamaz; ancak Allah’ın dileyip râzı olduğu kimseye izin verdikten sonra başka.

39- Yâsin

23- Ben, O’ndan başka ilahlar edînir miyim ki, Rahmân (olan Allah), bana bir zarar dileyecek olsa, ne onların şefaati bana bir şeyle yarar sağlar, ne de onlar beni kurtarabilirler.

43- Meryem

87- Rahmânın katında ahid almışların dışında (onlar) şefaate mâlik olmayacaklardır.

44- Tâ-Hâ

109- O gün, Rahmânın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati bir yarar sağlamaz.

51- Şuârâ

100- Artık bizim için ne bir şefaatçi var.

56- A’raf

53- Onun te’vilinden başkasına bakmazlar mı?. Onun te’vilinin geleceği gün, daha önce onu unutanlar, diyecekler ki: ‘Gerçekten Rabbimizin elçileri bize hakkı getirmişlerdi. Şimdi bize şefaat edecek şefaatçiler var mıdır?. Veyâ geri çevrilsek de işlediklerimizden başkasını yapsak’. Gerçek şu ki onlar, kendilerini hüsrâna uğratmışlardır, uydurmakta oldukları şeyler de kendilerinden uzaklaşıp kaybolmuşlardır.

57- Secde

4- Allah; gökleri, yeri ve ikisi arasında olanları altı günde yarattı, sonra arşa istivâ etti. Sizin O’nun dışında bir yardımcınız ve şefaatçiniz yoktur. Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?.

69- Yûnus

3- Şüphesiz sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istivâ eden, işleri evirip-çeviren Allah’tır. Onun izni olmadıktan sonra, hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte Rabbiniz olan Allah budur, öyleyse O’na kulluk edin. Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz?.
18- Allah’ı bırakıp kendilerine zarar vermeyecek ve yararları dokunmayacak şeylere kulluk ederler ve: ‘Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir’ derler. De ki: ‘Siz, Allah’a, göklerde ve yerde bilmediği bir şey mi haber veriyorsunuz?. O, sizin şirk koştuklarınızdan uzak ve yücedir’.

73- En-âm

51- Rablerine (götürülüp) toplanacaklarından korkanları onunla (Kur’ân’la) uyarıp-korkut; onların ondan başka ne velîleri vardır ne şefaatçileri. Umulur ki korkup-sakınırlar.
70- Dinlerini bir oyun ve eğlence (konusu) edinenleri ve dünyâ-hayâtı kendilerini mağrur kılanları bırak. Onunla (Kur’ân’la) hatırlat ki, bir nefis, kendi kazandıklarıyla helâke düşmesin; (böylesinin) Allah’tan başka ne bir velîsi, ne bir şefaatçisi vardır; her türlü fidyeyi verse de kabûl olunmaz. İşte onlar, kazandıkları nedeniyle helâke uğrayanlardır; küfre saptıklarından dolayı onlar için çılgınca kaynar sular ve acıklı bir azab vardır.
94- Andolsun, sizi ilk defâ yarattığımız gibi (bugün de) ‘teker-teker, yapayalnız ve yalın (bir tarzda)’ bize geldîniz ve size lûtfettiklerimizi arkanızda bıraktınız. İçinizden, gerçekten ortaklar olduklarını sandığınız şefaatçilerinizi şimdi yanınızda görmüyoruz. Andolsun, aranızdaki (bağlar) parçalanıp-koparılmıştır ve haklarında zanlar besledikleriniz sizlerden uzaklaşmıştır.

76- Sebe’

23- O’nun katında izin verdiğinin dışında (hiç kimsenin) şefaati yarar sağlamaz. En sonunda kâlplerinden korku giderilince (birbirlerine:) ‘Rabbiniz ne buyurdu?’ derler, ‘Hak olanı’ derler. O, çok yücedir, çok büyüktür.

77- Zümer

43- Yoksa Allah’tan başka şefaat ediciler mi edindiler?. De ki: ‘Ya onlar, hiç-bir şeye mâlik değillerse ve akıl da erdiremiyorlarsa?’.
44- De ki: ‘Şefaatin tümü Allah’ındır. Göklerin ve yerin mülkü O’nundur. Sonra O’na döndürüleceksiniz’.

78- Mü’min (Ğâfir)

18- Onları, yaklaşmakta olan güne karşı uyar; o zaman yürekler gırtlaklara dayanır, yutkunur dururlar. Zâlimler için ne koruyucu bir dost, ne sözü yerine getirebilir bir şefaatçi vardır.

79- Enbiyâ

28- O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir; onlar şefaat etmezler (kendisinden) hoşnut olunandan başka. Ve onlar, O’nun haşmetinden içleri titremekte olanlardır.

83- Zuhrûf

86- O’nun dışında taptıkları şefaatte bulunmaya mâlik değildirler; ancak kendileri bilerek hakka şâhidlik edenler başka.

88- Rûm

13- (Allah’a eş koştukları) Ortaklarından kendilerine şefaatçi olan yoktur; onlar, ortaklarını inkâr ediyorlar.

MEDÎNE DÖNEMİ

94- Bakara

48- Ve hiç kimsenin, hiç kimse adına bir şey ödemeyeceği, hiç kimsenin şefaatinin kabûl edilmeyeceği, hiç kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği bir günden sakının.
123- Hiç kimsenin hiç kimse adına bir şey ödeyemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı ve hiç kimsenin şefaatinin kabûl edilmeyeceği ve yardım görülmeyeceği bir günden sakının.
254- Ey îman edenler, hiç-bir alış-verişin, hiç-bir dostluğun ve hiç-bir şefaatin olmadığı gün gelmezden evvel, size rızık olarak verdiklerimizden infâk edin. Kâfirler... Onlar zulmedenlerdir.
255- Allah... O’ndan başka ilah yoktur. Diridir, kâimdir. O’nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmaksızın O’nun katında şefaatte bulunacak kimdir?. O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O’nun ilminden hiç-birşeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O’nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O’na güç gelmez. O, pek yücedir, pek büyüktür.

106- Nîsâ

85- Kim, güzel bir aracılıkla aracılıkta (şefaatte) bulunursa, ondan kendisine bir hisse vardır; kim kötü bir aracılıkla aracılıkta bulunursa, ondan da kendisine bir pay vardır. Allah her-şeyin üzerinde koruyucudur.

Sadakallahülazim

En doğrusunu sâdece Allah bilir.

Hârûn Görmüş
Mayıs 2020






















































Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme