7 Şubat 2021 Pazar

Çiftler Hâlinde Yaratılış ve Big-Bang Teorisi


“Her-şeyden de iki çift yarattık, olur ki inceden-inceye düşünürsünüz” (Zâriyat 49).

 

“O (Allah), gökleri ve yeri benzersiz yaratandır. O bir şeyi diledi mi ona sâdece; ‘ol’ der, o da hemen oluverir” (En-âm 101).

 

Allah’tan gayrı, mikrodan-makroya tüm varlık, çifti-eşi ile birlikte yaratılmıştır. Yaratılmış olan her-şeyin çifti vardır. Çünkü bir şeyin çiftinin olmaması hem kâinattaki hem de Dünyâ’daki dengeyi bozar. Bu insan için bile böyledir. İslâm’da çifti ve eşi olmamak durumu olan bekâr kalmanın uygun olmaması biraz da bu nedenledir. İslâm’da “nikâh altında ölmek” önemlidir.

 

İslâm’a göre tek ve bir olan “yalnızca Allah”tır. Bu, “yalnızlık (yâni çifti ve eşi olmama durumu) Allah’a mahsustur” sözüyle ifâdesini bulur. Zâten Allah’ın çiftinin olması şirk ve küfürdür ki tüm peygamberlerin gönderilmesinin sebebi bu şirki ve küfrü kaldırmak olduğu gibi, onlara gönderilen vahiylerin ana-konusu da budur. Allah’tan başka ilahlar edinmek ve böylece bir-çok ilah olduğunu söylemek, savunmak ve bu ilahlara ibâdet ve kulluk etmek, İslâm’da aslâ kabûl edilmez. Zîrâ bu kabûl edildiğinde, hayâtı “sâdece Allah’a göre” değil, Allah’tan başka sahte ilahlara göre düzenlemek, onlara göre düşünmek, onlara göre konuşmak ve onlara göre eylem hâlinde olmak durumu ortaya çıkar. Kur’ân’ın “Allah’tan başkalarına kulluk ve ibâdet etmek” dediği şey budur. Bir âyette bu durum şu şekilde açıklanır…

 

“Onlar, Allah’ın berisinden bilginlerini ve din-adamlarını, bir de Meryem-oğlu Mesih’i rabler edindiler. Oysa ki, hepsi ancak bir ilaha ibâdet etmekle emrolunmuşlardı ki, O’ndan başka hiç-bir ilah yoktur; O, onların ortak koştukları her-şeyden münezzehtir” (Tevbe  31).

 

Bu âyeti duyan Adiy ibni Hatem îtirâz etmişti; “ben de bir hristiyanım fakat biz ahbar ve ruhbanlarımızı Rab edinmiyor ve onlara ibâdet etmiyoruz” demişti. Bunun üzerine Resûlullah şöyle buyurdu: “Allah’ın haram kıldığını helâl, helâl kıldığını da haram kıldıklarında onların dediklerini kabûl etmiyor musunuz?”. Adiy ibn-i Hatem “evet, kabûl ediyoruz, çünkü onlar dînî konularda yetkili kişilerdir” dedi. Bunun üzerine Resûlullah: “İşte bu onları Rab edinme değil de nedir?” buyurdu.

 

Ne ki “tek”tir, “yaratan”dır, ne ki “çift”tir, “yaratılan”dır. Mahlûk olanın mutlakâ çifti ve eşi vardır. Bu durum atom-altı ve atom-üstü tüm yapılarda da böyledir. Her-şeyin çift yaratılması, Allah’ın kâinâta koyduğu temel yasalardan biridir ve bu yasaya uymayan şey ya sorunludur yada yanlıştır. İşte Big-Bang Teorisi de Allah’ın yasasına ve gönderdiği âyetlere uymak bakımından sorunlu yada daha doğrusu yanlış bir teoridir. Bu yanlış “her-şeyin çift yaratılması” hakîkatinde de açığa çıkar. Caner Taslaman, bir makâlesinde, her-şeyin çiftler hâlinde yaratıldığında şu şekilde bahseder:

 

“Modern-bilimin karşımıza çıkardığı evren tablosuyla tüm maddenin atomlardan, atomların ise daha küçük parçacıklardan oluştuğunu öğrendik. Mikro-fiziğin en önemli bilgilerinden biri bu parçacıkların çiftler hâlinde ortaya çıktığıdır. Ünlü fizikçi Paul Dirac, bu konudaki çalışmalarından ötürü 1933 yılında Nobel Fizik Ödülü’nü almıştır. Elektrona karşı pozitron, protona karşı anti-proton, nötrona karşı anti-nötron mevcuttur. Maddenin daha küçük parçacıkları da eşler hâlinde vardırlar; ‘up’ (yukarı) kuarka karşı ‘down’ (aşağı), ‘charm’ (câzibeli) kuarka karşı ‘strange’ (garip), ‘top’ (üst) kuarka karşı ‘bottom’ (alt) bulunmaktadır. Sonuçta evrendeki ‘tüm maddi varlıklar’, eşler hâlinde vâr olan parçacıklardan oluşmaktadır. Bunlar tüm maddî varlığı oluşturdukları için maddî varlığın hepsi ‘eşler hâlinde vardır’ demektir. Bu bilgiye sâhip olarak Kur’ân’a bakıp, Kur’ân’da şu âyetleri okuduğumuzda; evrenin bu çok temel bilgisiyle Kur’ânî uyumu keşfederiz: ‘Yeryüzünün bitirdiklerinden, kendi benliklerinden ve daha bilmediklerinden hepsini eşler hâlinde yaratan çok yücedir’ (Yâsin 36). ‘Her-şeyden de iki çift yarattık, olur ki inceden-inceye düşünürsünüz’ (Zâriyat 49)”.

 

Başka bir yazıda da her-şeyin çift ve eşli olarak yaratıldığından şu şekilde bahsedilir:

 

“Aslında eşli yaratılış-bilinci bilim-insanlarının zihnine o kadar yerleşmişti ki, ‘top’ kuarka (üst kuark) ismini daha bu kuark bulunmadan verdiler. 1994 yılının Mayıs ayındaki Time Dergisi’nin kapağı ‘top’ kuarkın keşfini haber veriyordu. Meşhûr Fermi laboratuvarlarında yapılan çalışmalarla ‘bottom’ kuarkın (alt kuark) eşi olan ‘top’ kuark keşfedildi. Gözlediğimiz tüm maddî dünyâ bu parçacıklardan meydana geldiği için, bütün maddî varlığın eşli yaratılış üzerine kurulu olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

 

Bütün maddî dünyâyı kuşatan diğer bir eşli yaratılış, tüm temel parçacıkların zıtları olan anti-parçacıkların vâr olmasıyla kendini göstermektedir. Bu, fizik alanındaki en önemli keşiflerden biridir. Proton zıt eşi anti-proton ile berâber vardır. Elektron zıt eşi pozitron ile berâber vardır. Nötron zıt eşi anti-nötron ile berâber vardır. Proton ve nötronları meydana getiren kuarklar atom-altı tabloda zıt eşleriyle berâber yer alırlar. Tablodaki altı kuarkın her birinin anti-parçacığı mevcuttur”.

 

Bir fizikçi de şöyle der: “Fizik, doğadaki her temel parçacık için karşıt bir parçacık olmasını gerektirir. Örneğin protonun karşıt parçacığı karşıt protondur. Nötronlar gibi bâzı nötral parçacıkların dâhi karşıt parçacıkları vardır. Parçacıklar ve karşıt parçacıklar karşılaştıklarında birbirlerini ortadan kaldırarak saf bir ışınım ortaya çıkarırlar”.

 

Bu söylenenlerden açıkça anlaşılan şey, “kâinatta çifti olmayan hiç-bir parçacığın olmadığı”dır. Peki “kâinatta çifti olamayan parçacıkların olmaması”nı tüm zamanlar için mi, yoksa sâdece belli zamanlar ve şu-an için mi anlamalıyız?. Yâni “çifti olmayan parçacık yoktur” sözü tüm zamanlar için geçerli değildir midir?. Tabî ki geçerlidir. Zîrâ Allah’ın sünnetinde değişiklik olmaz. O hâlde Kur’ân’ın ilgili âyetini; “kâinatta hiç-bir zaman çifti olmayan bir parçacık olmadı, bulunmadı” diye anlamamız gerekir. Çünkü; “Düşünüp, ibret alabilmeniz için her-şeyi çiftler hâlinde yarattık” (Zâriyat 49) âyeti tüm zamanlar için indiğine göre, yaratmanın belli bir aşamasından değil, her aşamasından ve tüm zamanlarından bahsediyor demektir. O hâlde âyet; “biz hiç-bir zaman çifti olmayan bir parçacık yaratmadık” anlamındadır.

 

Caner Taslaman, yukarıdaki sözü ile her-şeyin çiftler hâlinde yaratıldığını ve Allah’ın kâinâta koyduğu yasayı güzel bir şekilde göstermiştir. Böylece Kur’ân’a uygun bir yorum da yapmıştır. Fakat sıra Big-Bang Teorisi’ne gelince, onu savunmak uğruna her-şeyin çiftler hâlinde yaratılmasına sekte vuracak şeyler söyler ve çelişkiye düşer. Big-Bang Teorisi sürecini anlatırken her-şeyin çiftler hâlinde yaratıldığı hakîkati, Big-Bang sürecinin belli bir aşamasında bozuluyor. Böyle olunca da -Allah’ın sünnetullahında ve Kur’ân’da bir çelişki olmayacağına göre- Big-Bang Teorisi’nde büyük bir çelişki açığa çıkıyor. Bu çelişki (müslümanlar-mü’minler yâni Kur’ân’a kayıtsız-şartsız îman edenler için) Big-Bang Teorisi’nin yanlış olduğunu ortaya koyacak kadar büyüktür. Şöyle ki…

 

Teori’ye göre “büyük patlama”dan kısa bir süre sonra madde ve anti-maddenin çarpışarak birbirlerini imhâ etmeleri gerekeceğinden dolayı evrendeki tüm maddenin yok olması gerekiyordu. Fakat böyle olmadı. Bunun nedeni olarak şöyle deniyor: “Big Bang’den sonra açığa çıkan protonlar ile anti-protonlar ve nötronlar ile anti-nötronlar birbirini yok eder. Fakat varlığın ve canlılığın oluşabilmesi için proton sayısının anti-protonlardan ve nötron sayısının anti-nötronlardan daha fazla olması gerekiyordu ve öyle olmuştur”. “CP (Charge Parity) İhlâli” denilen “doğanın maddeyi niçin anti-maddeye tercih etmesi” olayıyla birlikte parçacıklar birbirlerini yok etmemiş ve süreç devâm etmiştir. .

 

Evet; böyle olmadı ve çiftler birbirini yok etmedi. Çünkü Big-Bang sürecinin belli bir zamânında bâzı nedenler sonucunda meselâ pozitronlar ve anti-protonlar çiftlerinden sayıca daha fazla hâle geldi. Yâni “çiftinin olmadığı-bulunmadığı parçacıklar” açığa çıktı. Kâinât, yâni galaksiler, yıldızlar ve gezegenler işte “çifti olmayan” bu parçacıklardan oluştu. Big-Bang sürecinde kabûl edilen işleyiş ve süreç budur. Fakat bu durumda “çifti olmayan proton, nötron ve pozitronlar”dan bahsetmemiz gerekecektir. Big-Bang sürecinin belli bir ânında bâzı parçacıkların çiftlerinin olmadığı bir sürecin ve durumun yaşandığı söyleniyor. Anti-parçacığı olmayan yâni çifti olamayan parçacıklar olmuş. Big-Bang süreci bunu söylüyor. Teori’nin, ortaya çıkan bu çelişkiden kurtulması için, Allah’ın kâinâta koyduğu yasa ihlâl edildiği gibi, Kur’ân’daki âyet de görmezden geliniyor. Çünkü Allah, bir süreliğine de olsa, belli bir zamanda “çifti olmayan” bir parçacığı yaratmış oluyor. Oysa Allah hiç-bir zaman çifti-eşi olmayan bir varlık yaratmamıştır. “Yok, her zaman çiftleri vardı” deniyorsa, o zaman çiftleri olan parçacıklar zâten ilk başta birbirlerini yok etmiş olmalı ve Big-Bang ile kâinâtın oluşması o anda sonlanmalıydı. Böylece yaratılışın Big-Bang Teorisi ile olmadığı anlaşılmalıydı.

 

Bir müslüman için bu çelişkiyi es geçmek olmaz. Çünkü Big-Bang sürecinin bir noktasında Allah’ın kâinâta koyduğu yasanın ihlâl olması söz-konusudur ki bu durum Kur’ân âyetlerinin de görmezden gelinmesi demektir. Bu durum; Allah’ı, Dîni ve Kitab’ı takmayanlar için sorun olmaz ve o çelişkiyi “CP (Charge Parity) İhlâli” gibi bir eklemeyle yada yorumla atlayabilirler ve görmezden gelebilirler. Böylece kendilerini rahatlatabilirler. Fakat bir müslüman için bu durum ve çelişki görmezden gelinemeyecek kadar büyüktür. Çünkü bâriz bir çelişki ortaya çıkmıştır. Öyle ki, ya Big-Bang Teorisi’ni iptâl ve inkâr etmek, yada sünnnetullahı ve Kur’ân’ı iptâl ve inkâr etmek seçenekleri ortaya çıkmıştır. Zîrâ Allah her-şeyi eşler ve çiftler hâlinde yaratmıştır ve bu yaratılış en baştan bêri böyledir. Çünkü bunun aksini söyleyen bir âyet yoktur. O hâlde Big-Bang Teorisi, sürecin belli bir ânında, her-şeyin çiftler-eşler hâlinde olmasını sekteye uğratacak bir sürecin ve aşamanın olduğunu söylediğinden ve de bu durumun sünnetullaha ve Kur’ân’a aykırı olmasından dolayı yanlış bir teoridir. Çünkü şöyle deniliyor: “Big-Bang’den sonra açığa çıkan protonlar ile anti-protonlar ve nötronlar ile anti-nötronlar birbirini yok eder. Varlığın ve canlılığın oluşabilmesi için proton sayısının anti-protonlardan ve nötron sayısının anti-nötronlardan daha fazla olması gerekiyordu ve öyle olmuştur”. Eğer proton ve nötronların sayısının, anti-protonlardan ve anti-nötronlardan daha fazla olduğu bir zaman olmuşsa, o zaman “sayıca fazla olan” proton ve nötronların, “çiftlerinin-eşlerinin olmaması durumu” söz-konusu olur. Yâni çifti-eşi olmayan proton ve nötronlardan bahsetmek gerekir. Eğer atom-altı parçacıklarda “çok-eşlilik” söz-konusu değilse, o zaman eşleri olmayan fazladan proton ve nötronlardan bahsediliyor demektir. Fakat bu, hem “çifti-eşi olmayan ve dolayısı ile tek ve bir olan parçacıkların olması” demektir ki teklik ve birlik sâdece Allah’a mahsus olduğundan dolayı çifti ve eşi olmayan parçacıkların olduğunu söylemek ve kabûl etmek, tek ve bir olan parçacıkların ilahlaştırılması anlamına gelir; hem de her-şeyin çiftler ve eşler hâlinde yaratıldığı yasasının ve bunu söyleyen âyetin yanlışlanması anlamına gelir. Lâkin ne sünnetullahın ne de Kur’ân âyetlerinin yanlışlanmasından bahsedilemeyeceği için, “yanlış olan şey Big-Bang Teorisi’dir” sonucu açığa çıkar.

 

“Parçacık fiziği teorileri, evrenin ilk oluşum aşamalarında madde ve karşı-maddenin aynı miktarda olmasını gerektirir. Ama bugün karşı-madde yok denecek kadar azdır ve bu madde ve karşı-madde dengesizliği bir muammâ olmaya devâm etmektedir” denir. Yâni bir mü’min için her-şeyin çiftler-eşler hâlinde yaratılmış olması, Big-Bang Teorisi’nin yanlış olduğunu söylemesini gerektirir. Fakat modern insanın, modern-bilime meftûn ve râm olmuş olmasından dolayı, modern-bilimin özellikle meşhûr teorilerine kıyamamalarına rağmen, teoriyi kurtarmak uğruna, Allah’ın kâinâta koyduğu sistem olan sünnetullaha ve Kur’ân âyetlerine kıymak zorunda kalıyorlar. Çünkü sünnetullaha göre mikrodan-makroya tüm varlık için, eşi ve çifti olmadığında bir uyumsuzluk ve uygunsuzluk açığa çıkıyor ve süreç içinde bu uygunsuzluk kaosa dönüyor. Bu kaos da kısa-zamanda yamukluk ve yıkım getiriyor.

 

Şimdi; müslüman bilim-adamlarına şöyle bir soru sormak gerekir: Bir şeyin çiftinin olmadığı bir zaman-aralığı var mıydı?. Eğer gerçekten de Kur’ân’ı merkeze alıyorlarsa buna “yoktu” diye cevap vermeleri gerekir. Çünkü âyet “her-şeyi çift olarak yaratmayı” sâdece belli bir zaman-aralığı için söylemiyor ve genel bir ifâde kullanıyor. Yok “vardı” diyorlarsa, o zaman da bilmelidirler ki sünnetullaha ve Kur’ân’a aykırı olan bir şeyi söylemiş oluyorlar. Steven Weinberg şöyle der:

 

“Evren’de ilk bir-kaç dakîkada gerçekten de eşit sayıda parçacık ve karşıt parçacık oluşmuş olsaydı, sıcaklık bir milyar derecenin altına düştüğünde, bunların tümü yok olur ve ışınım dışında hiç-bir şey kalmazdı. Bu olasılığa karşı çok iyi bir kanıt vardır: Vâr olmamız. Parçacık ve karşı parçacıkların yok olmasının ardından şimdiki Evren’in maddesini sağlamak üzere geriye bir şeylerin kalabilmesi için, pozitronlardan biraz daha çok elektron, anti-protonlardan biraz daha çok proton ve anti-nötronlardan biraz daha çok nötron vâr olmalıydı”.

 

İşte çelişki budur!. Çünkü süreç içinde “çifti olmayan” parçacıkların olduğunu ve bunun zâten zorunlu bir şey olduğundan bahsediliyor. Fakat bunu söylemek, Kur’ân’daki konuyla ilgili âyetlerin yanlış olduğunu söylemek anlamına gelir.

 

Big-Bang Teorisi’ne göre, evrenin oluşumu aşamasında bir süreliğine de olsa “çifti olmayan parçacık demetleri” bulunmuştur. Bu durum “dîni hesâba katmayanlar” için normâl olarak görülebilir ve es geçilebilir belki ama, vahyi hesâba katanlar için böyle bir şeyi görmezden gelmek mümkün değildir. Zîrâ Allah “her-şeyi” çift olarak yarattığını açıkça söylemektedir. Çifti olmayan parçacık olmadığı gibi, hiç-bir zaman “bir süreliğine bile olsa çifti olmayan bir parçacık” bulunmamıştır. Çifti olmayan bir parçacık kâinatta hiç-bir zaman bulunmamıştır. Âyetten açıkça anlaşılan şey budur. O hâlde ortada büyük bir çelişki vardır ve bu çelişkide müslümanlar “âyeti inkâr etmek” yada “aşırı zorlama yorum ile çelişkiyi geçiştirmek” yerine Big-Bang Teori’sinin yanlış olduğunu söylemek zorunda kalacaklardır. Evet; bu çelişkiden (ve daha başka çelişkilerden) dolayı Big-Bang Teorisi yanlıştır. Big-Bang Teorisi yanlışsa, “her-şeyin çiftler ve eşler hâlinde yaratılması nasıl olmuştur” sorusunun cevâbı ise şudur:

 

“O (Allah), gökleri ve yeri benzersiz yaratandır. O bir şeyi diledi mi ona sâdece; ‘ol’ der, o da hemen oluverir" (En-âm 101).

 

Allah her-şeyi çiftler-eşler hâlinde ‘ol’ demesiyle bir-anda yaratmıştır. “İlk yaratılış” böyle olmuştur. “Sonraki yaratılışlar” ise, zâten gözlemlediğimiz yaratılışlardır:

 

“Allah yaratmayı (ilkin) başlatır, sonra onu iâde eder” (Rûm 11).

 

“Peki, yaratılışı ilk-defâ başlatan (yebdeûl hâlk) ve sonra da onu aralıksız devâm ettirip yenileyen kimdir?” (Neml 64).

 

Demek ki “ilk yaratılış” bir-anda olmuştur ve “oluş süreci” denilen süreç “ilk yaratılış” için geçerli değildir. İlk yaratmadan sonraki yaratmaların ise bir süreç ile olduğu zâten gördüğümüz-bildiğimiz bir şeydir.

 

Temel parçacıklar olan kuarkların eşleri ve çiftleri vardır. Böyle olunca da tüm parçacıkların da çiftleri ve eşleri oluyor. Temel parçacıklar içinde eşi ve çift olmayan parçacık olmayınca, her-şey çiftler ve eşler hâlinde yaratılmış oluyor. Fakat Big-Bang Teorisi, yaratılmanın bir zamânında eşi ve çifti olmayan fazladan parçacıkların açığa çıktığını söyleyerek Allah’ın kâinâta koyduğu yasalar olan sünnetullaha ve Kur’ân’ın apaçık âyetlerine ters düşmüş oluyor. Bu çelişki Allah’sız bilim ve bilim-adamları için sorun olmasa da, Kur’an-merkezli olduğunu söyleyen mü’minler için çok büyük bir sorundur ve hattâ Big-Bang Teorisi’nin iptâlini ve yalanlanmasını gerektirir. Lâkin müslüman olduğunu söylediği ve hattâ Kur’ân-merkezli bilimi savunduğunu söylediği hâlde âyetlere aykırı bu çelişkili Teori’yi savunabilmektedirler. Çünkü aslında bu kişiler “Kur’ân-merkezli bilim”in değil, “modern-bilim merkezli Kur’ân”ın savunucusudurlar. Temele Kur’ân’ı değil, modern-bilimi koyarlar. Kur’ân’ı da bu minvâlde yorumlarlar. Çünkü Kur’ân’a aykırı bir teoriyle karşılaştıklarında teoriyi inkâr edeceklerine, âyetleri aşırı yoruma boğarak ve âyetleri söylediği şeyden bambaşka bir hâle getirerek modern-bilimi haklı çıkarmaya çalışırlar ve bunu yapmak için epey bir çaba göstermektedirler. Çünkü onların bağlılığı Kur’ân’a değil modern-bilimedir ve hattâ modern-bilime ve moderniteye meftûndurlar.

 

Samîmi mü’minler ise, gerçekten de Kur’ân-merkezli olduklarından dolayı modern-bilimin ve modern teorilerin söylediklerini kesin olarak Kur’ân-merkezli değerlendirirler ve bir şüphe ve çelişkiyle karşılaştıklarında bunu araştırırlar. Eğer şüphe ve çelişki kesin ve net ise Kur’ân’daki âyetleri değil, modern-bilimin verilerini ve teorilerini iptâl ve inkâr ederler. Kur’ân’ı merkeze alan mü’minlerle, modern-bilimi merkeze alan -sözde- müslümanlar arasındaki fark işte budur.

 

Big-Bang Teorisi’yle ilgili ileri bir okuma  için:
 
http://777has444.blogspot.com/2015/02/10000-teorisi-ve-big-bangin-cokusu.html
http://777has444.blogspot.com/2015/02/10000-teorisi-ve-big-bangin-cokusu-2.html
 

En doğrusunu sâdece Allah bilir.

 

Hârûn Görmüş

Kasım 2020

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder