19 Mayıs 2018 Cumartesi

Nüzûl Sırasına Göre Kur’ân’da Hüküm ve “Sâdece Allah’a İtaat” Âyetleri


  
(Not: Âyetler Ali Bulaç mealinden alınmıştır. Nüzûl sırası Mustafa İslamoğlu tertibine göre yapılmıştır).


MEKKE DÖNEMİ

1- Fatiha

5- Biz yalnızca Sana ibâdet eder ve yalnızca Sen’den yardım dileriz.

3- Müzzemmil

8- Rabbinin ismini zikret ve her-şeyden kendîni çekerek yalnızca O’na yönel.
9- (Allah,) Doğu’nun ve batı’nın Rabbidir. O’ndan başka ilah yoktur. Şu-hâlde (yalnızca) O’nu vekil tut.

4- Müddesir

16- Hayır; çünkü o, Bizim âyetlerimize karşı ‘kesin bir inatçıdır.
52- Hayır; her biri, kendisine açılmış sâhifelerin verilmesini ister.

6- İnşirâh (şerh)

8- Ve yalnızca Rabbine rağbet et.

7- Kalem

9- Onlar, senin kendilerine yaranmanı (uzlaşmanı) arzu ettiler; o zaman onlar da sana yaranıp-uzlaşacaklardı.
28- (İçlerinde) Mûtedil olan biri dedi ki: ‘Ben size dememiş miydim?. (Allah’ı) Tesbih edip yüceltmeniz gerekmez miydi?’.
36- Size ne oluyor?. Nasıl hüküm veriyorsunuz?.
37- Yoksa (elinizde) ders okumakta olduğunuz bir kitap mı var?.
38- İçinde, neyi seçip-beğenirseniz, mutlakâ sizin olacak diye.
39- Yoksa sizin için üzerimizde kıyâmete kadar sürüp gidecek bir yemin mi var ki siz ne hüküm verirseniz o, mutlakâ sizin kalacak, diye.
40- Onlara sor: ‘Hangisi bunun savunuculuğunu yapacak?.
41- Yoksa onların ortakları mı var?. Şu-hâlde eğer doğru söylüyorlarsa, ortaklarını getirsinler.
47- Yoksa gayb (görünmeyenin bilgisi) onların yanında mıdır ki, kendileri yazıp duruyorlar?.          
48- Şimdi sen, Rabbinin hükmüne sabret ve balık sâhibi (Yûnus) gibi olma!; hani o, içi kahır dolu olarak (Rabbine) çağrıda bulunmuştu.

8- Tekvîr

27- O (Kur’ân), âlemler için yalnızca bir zikirdir;  
28- Sizden dosdoğru bir yön (istikâmet) tutturmak dileyenler için.

17 Mâûn

1- Dîni yalanlayanı gördün mü?.

18- Kâfirûn

1- De ki: ‘Ey kâfirler!’.   
2- ‘Ben sizin taptıklarınıza tapmam’.      
3- ‘Benim taptığıma siz tapacak değilsiniz’.        
4- ‘Ben de sizin taptıklarınıza tapacak değilim’.  
5- ‘Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz’.   
6- ‘Sizin dîniniz size, benim dînim bana’.

21- Kureyş

1- (Hiç değilse kendilerini) Kureyş’i ‘bir-araya getirip anlaştırdığı’, 
2- Yaz ve kış yolculuğunda onları (güvenliğe kavuşturduğu yadabaşkalarıyla) ısındırıp yakınlaştırdığı için,   
3- Şu Ev (Kâben)in Rabbine kulluk etsinler;

26- Necm

19- Gördünüz mü?, haber verin; Lât ve Uzza’yı.  
20- Ve üçüncü (put) olan Menat’ı(n herhangi bir güçleri var mı)?.
23- Bu (putlar ve yücelttikleriniz ise,) sizin ve atalarınızın (kendi istek ve öngörünüze göre) isimlendirdiğiniz (keyfi) isimlerden başkası değildir. Allah, onlarla ilgili ‘hiç-bir delil’ indirmemiştir. Onlar, yalnızca zanna ve nefislerinin (alçak) hevâ(istek ve tutku) olarak arzu ettiklerine uyuyorlar. Oysa andolsun, onlara Rablerinden yol gösterici gelmiştir.
24- Yoksa insana ‘her dileyip arzu ettiği’ şey mi var?.
25- İşte son da, ilk de (âhiret ve Dünyâ) Allah’ındır.         
26- Göklerde nice melekler vardır ki, onların şefaatleri hiç-bir şeyle yarar sağlamaz; ancak Allah’ın dileyip râzı olduğu kimseye izin verdikten sonra başka.
29- Şu-hâlde sen, Bizim zikrimize sırt çeviren ve dünyâ-hayâtından başkasını istemeyenden yüz çevir.     
30- İşte onların ilimden yana ulaşabildikleri (son sınır) budur. Şüphesiz, senin Rabbin; kendi yolundan sapanı en iyi bilen O’dur ve hidâyet bulanı da en iyi bilen O’dur.       
31- Göklerde ve yerde olanlar Allah’ındır; öyle ki, kötülükte bulunanları, yaptıkları dolayısıyla cezâlandırır, güzel davranışta bulunanları da daha güzeliyle ödüllendirir.
32- Ki onlar, ufak-tefek günahlar dışında, günahın büyük olanından ve çirkin utanmazlıklardan kaçınırlar. Şüphesiz senin Rabbin, mağfireti geniş olandır. O, sizi daha iyi bilendir; hem sizi topraktan inşâ ettiği (yarattığı) ve siz daha annelerinizin karnında cenin hâlinde bulunduğunuz zaman da. Öyleyse kendinizi temize çıkarıp-durmayın. O, sakınanı daha iyi bilendir.
57- O yaklaşmakta olan yaklaştı.          
58- Onu Allah’ın dışında ortaya çıkaracak başka (hiç-bir güç yoktur).       
59- Şimdi siz, bu sözden mi şaşkınlığa düşüyorsunuz?. 
60- (Alayla) Gülüyorsunuz ve ağlamıyorsunuz.   
61- Ve şuursuzca baş kaldırıyorsunuz.  
62- Hemen, Allah’a secde edin ve (yalnızca O’na) kulluk edin.

30- Tîn

8- Allah hükmedenlerin hâkimi değil midir?.

32- İnsân (Dehr)

23- Gerçek şu ki, Kur’ân’ı senin üzerine ‘safhalar hâlinde bir indirme tarzıyla (tenzil)’ indiren biziz, biz.      
24- Öyleyse, Rabbinin hükmüne sabır göster. Onlardan günahkâr veyâ nankör olana itaat etme.
30- Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Gerçekten Allah bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.

39- Yâsin

22- ‘Bana ne oluyor ki, beni yaratana kulluk etmeyecekmişim?. Siz O’na döndürüleceksiniz’.       
23- ‘Ben, O’ndan başka ilahlar edînir miyim ki, Rahmân (olan Allah), bana bir zarar dileyecek olsa, ne onların şefaati bana bir şeyle yarar sağlar, ne de onlar beni kurtarabilirler’.
61- ‘Bana kulluk edin, doğru yol budur’.
83- Her-şeyin melekûtu (hükümranlık ve mülkü) elinde bulunan (Allah) ne yücedir. Siz O’na döndürüleceksiniz.

40- Furkân

43- Kendi istek ve tutkularını (hevâsını) ilah edineni gördün mü?. Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın?.
68- Ve onlar, Allah ile berâber başka bir ilah’a tapmazlar. Allah’ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmezler ve zinâ etmezler. Kim bunları yaparsa ‘ağır bir cezâ ile’ karşılaşır.

42-Fâtır

2- Allah, insanlar için rahmetinden her neyi açacak olsa, artık onu kısıp-tutacak yoktur; her neyi kısar-tutarsa, artık onu da ondan sonra salıverecek yoktur. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sâhibidir.
3- Ey insanlar, Allah’ın üzerinizdeki nîmetini anın. Gökten ve yerden sizi rızıklandıran Allah’ın dışında bir başka yaratıcı var mı?. O’ndan başka ilah yoktur. Öyleyse nasıl olur da çevriliyorsunuz?.
13- (Allah) Geceyi gündüze bağlayıp-katar, gündüzü de geceye bağlayıp-katar; Güneş’i ve Ay’ı emre âmâde kılmıştır, her biri adı konulmuş bir süreye kadar akıp gitmektedir. İşte bunları (yaratıp düzene koyan) Allah sizin Rabbinizdir; mülk O’nundur. O’ndan başka taptıklarınız ise, ‘bir çekirdeğin incecik zarına’ bile mâlik olamazlar.
40- De ki: ‘Siz, Allah’ın dışında taptığınız ortaklarınızı gördünüz mü?. Bana haber verin; yerden neyi yaratmışlardır?. Yada onların göklerde bir ortaklığı mı var?. Yoksa biz onlara bir kitap vermişiz de onlar bundan (dolayı) apaçık bir belge üzerinde midirler?. Hayır, zulmedenler, birbirlerine aldatmadan başkasını vâdetmiyorlar.
36- Gerçek şu ki, Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O’na kulluk edin. Dosdoğru yol budur.
42- Hani babasına demişti: ‘Babacığım, işitmeyen, görmeyen ve seni herhangi bir şeyden bağımsızlaştırmayan şeylere niye tapıyorsun?.

43- Meryem

65- Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir; Şu-hâlde O’na ibâdet et ve O’na ibâdette kararlı ol. Hiç O’nun adaşı olan birini biliyor musun?.
81- Kendilerine güç (izzet) sağlasınlar diye, Allah’tan başka ilahlar edindiler.        
82- Hayır; (o yalancı ilahlar) onların tapınışlarını inkâr edecekler ve onlara karşı çelişkiye düşecekler.

44- Tâ-Hâ

50- Dedi ki: ‘Bizim Rabbimiz, her-şeye yaratılışını veren, sonra doğru yolunu gösterendir’.
114- Hak olan, biricik hükümdar olan Allah yücedir. Onun vahyi sana gelip-tamamlanmadan evvel, Kur’ân’ı (okumada) acele etme ve de ki: ‘Rabbim, ilmimi arttır’.

49- İnfitâr

19- Hiç-bir nefsin bir başka nefse herhangi bir şeye güç yetiremeyeceği gündür; o gün emir yalnızca Allah’ındır.

51- Şuârâ

23- Firavun dedi ki: ‘Âlemlerin Rabbi nedir?’.
24- Dedi ki: ‘Göklerin, yerin ve bu ikisi arasında olan her-şeyin Rabbidir. Eğer ‘kesin bilgiyle inanıyorsanız’ (böyledir)’.
213- Allah ile berâber başka bir ilaha yalvarıp-yakarma, sonra azâba uğratılanlardan olursun.

53- Neml

6- Hiç şüphesiz, bu Kur’ân, sana, hüküm ve hikmet sâhibi olan, (ve her-şeyi gerçeğiyle) bilen (Allah’ın) katından ilkâ edilmektedir.
23- ‘Gerçekten ben, onlara hükmetmekte olan bir kadın buldum ki, ona her-şeyden (bolca) verilmiştir ve büyük bir tahtı var’.           
24- ‘Onu ve kavmini, Allah’ı bırakıp da Güneş’e secde etmektelerken buldum, şeytan onlara yaptıklarını süslemiştir, böylece onları (doğru) yoldan alıkoymuştur; bundan dolayı onlar hidâyet bulmuyorlar’.    
25- ‘Ki onlar, göklerde ve yerde saklı olanı ortaya çıkaran ve sizin gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı bilen Allah’a secde etmesinler diye (yapmaktadırlar)’.          
26- ‘O Allah, O’ndan başka ilah yoktur, büyük Arş’ın Rabbidir’.
59- Dedi ki: ‘Hamd Allah’ındır ve selam O’nun seçtiği kullarının üzerinedir. Allah mı daha hayırlı, yoksa onların ortak koştukları mı?’.           
60- (Onlar mı) Yoksa, gökleri ve yeri yaratan ve size gökten su indiren mi?. Ki onunla (o suyla) gönül-alıcı bahçeler bitirdik, sizin içinse bir ağacını bitirmek (bile) mümkün değildir. Allah ile berâber başka bir ilah mı?. Hayır, onlar sapıklıkta devâm eden bir kavimdir.
61- Yada yeryüzünü bir karar yeri kılan, onun arasında ırmaklar vâr eden ve ona (yeryüzü için) sarsılmaz dağlar yaratan ve iki deniz arasında bir ara-engel (hâciz) koyan mı?. Allah ile berâber başka bir ilah mı?. Hayır onların çoğu bilmiyorlar.
62- Yada sıkıntı ve ihtiyaç içinde olana, kendisine duâ ettiği zaman icâbet eden, kötülüğü açıp gideren ve sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı?. Allah ile berâber başka bir ilah mı?. Ne az öğüt-alıp düşünüyorsunuz.
63- Yada karanın ve denizin karanlıkları içinde size yol gösteren ve rahmetinin önünde rüzgârları müjde vericiler olarak gönderen mi?. Allah ile berâber başka bir ilah mı?. Allah, onların şirk koştuklarından yücedir.          
64- Yada halkı sürekli yaratmakta olan, sonra onu iâde edecek olan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı?. Allah ile berâber başka bir ilah mı?. De ki: ‘Eğer doğru söylüyor iseniz, kesin-kanıt (burhan)ınızı getiriniz’.
78- Şüphesiz senin Rabbin, onların arasında kendi hükmünü verecektir. O, güçlü ve üstün olandır, bilendir.
79- Sen, artık Allah’a tevekkül et; çünkü sen apaçık hak üzeresin.

55- Sâd

26- ‘Ey Davud, gerçek şu ki, Biz seni yeryüzünde halife (yönetici) kıldık. Öyleyse insanlar arasında hak ile hükmet, istek ve tutkulara (hevâya) uyma; sonra seni Allah’ın yolundan saptırır. Şüphesiz Allah’ın yolundan sapanlara, hesap-gününü unutmalarından dolayı şiddetli bir azab vardır’.

56- A’raf

3- Rabbinizden size indirilene uyun, O’ndan başka velîlere uymayın. Ne az öğüt alıyorsunuz?.
87- ‘İçinizden bir grup, kendisiyle gönderildiğim şeye inanmışken diğer bir grup inanmadığına göre, artık Allah, aramızda hüküm verinceye kadar sabredin. O hüküm verenlerin en hayırlısıdır’.
89- ‘Allah bizi ondan kurtardıktan sonra, bizim tekrar sizin dîninize dönmemiz Allah’a karşı yalan yere iftirâ düzmemiz olur. Rabbimiz olan Allah’ın dilemesi dışında, ona geri dönmemiz bizim için olacak iş değildir. Rabbimiz, ilim bakımından her-şeyi kuşatmıştır. Biz Allah’a tevekkül ettik. ‘Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında ‘Sen hak ile hüküm ver’, Sen ‘hüküm verenlerin’ en hayırlısısın’.

57- Secde

25- Şüphesiz, senin Rabbin, ihtilâfa düştükleri şeyler konusunda kıyâmet günü aralarında ‘hükmünü verip ayıracaktır’.

58- Ra’d

37- İşte böylece biz onu (Kur’ân’ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Andolsun, sana gelen bu ilimden sonra, onların hevâ(istek ve tutku)larına uyacak olursan, senin için Allah’tan ne bir yardımcı-dost, ne bir koruyucu vardır.
41- Onlar görmüyorlar mı ki, gerçekten biz arza geliyor ve onu çevresinden eksiltiyoruz. Allah hüküm verir. Onun hükmünün peşine düşecek yoktur. Ve O, hesâbı pek çabuk görendir.

62- Kehf

26- De ki: ‘Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybı O’nundur. O, ne güzel görmekte ve ne güzel işitmektedir. O’nun dışında onların bir velîsi yoktur. Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz’.

65- İbrâhim

4- Biz hiç-bir elçiyi, kendi kavminin dilinden başkasıyla göndermedik ki, onlara apaçık anlatsın. Böylece Allah, dilediğini şaşırtıp saptırır, dilediğini hidâyete erdirir. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sâhibidir.

66- Sâffât

154- Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz?.
155- Hiç mi öğüt alıp-düşünmüyorsunuz?.          
156- Yoksa sizin apaçık bir deliliniz mi var?.      
157- Eğer doğru söylüyorsanız, öyleyse getirin kitabınızı.

67- Kasas

70- O, Allah’tır, kendisinden başka ilah yoktur. İlkte de, sonda da hamd O’nundur. Hüküm O’nundur ve O’na döndürüleceksiniz.
88- Ve Allah ile berâber başka bir ilaha tapma. O’ndan başka ilah yoktur. O’nun yüzünden (zâtından) başka her-şey helâk olucudur. Hüküm O’nundur ve siz O’na döndürüleceksiniz.

69-Yûnus

35- De ki: ‘Sizin şirk koştuklarınızdan hakka ulaştırabilecek var mı?’. De ki: ‘Hakka ulaştıracak Allah’tır. Öyleyse, hakka ulaştıran mı uyulmaya daha hak sâhibidir, yoksa doğru yola ulaştırılmadıkça kendisi hidâyete ulaşmayan mı?. Ne oluyor size?. Nasıl hükmediyorsunuz?’.
47- Her ümmetin bir resûlü vardır. Onlara resûlleri geldiği zaman, aralarında adâletle hüküm verilir ve onlar zulme uğratılmazlar.
109- Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.

71- Yûsuf

6- ‘Böylece Rabbin seni seçkin kılacak, sözlerin yorumundan (kaynaklanan bir bilgiyi) sana öğretecek ve daha önce ataların İbrâhim ve İshak’a (nîmetini) tamamladığı gibi senin ve Yâkub âilesinin üzerindeki nîmetini tamamlayacaktır. Elbette Rabbin, bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir’.
40- ‘Sizin Allah’tan başka taptıklarınız, Allah’ın kendileri hakkında hiç-bir delil indirmediği, sizin ve atalarınızın ad olarak adlandırdıklarınızdan başkası değildir. Hüküm, yalnızca Allah’ındır. O, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru din işte budur, ancak insanların çoğu bilmezler’.
67- Ve dedi ki: ‘Ey çocuklarım, tek bir kapıdan girmeyin, ayrı-ayrı kapılardan girin. Ben size Allah’tan hiç-bir şeyi sağlayamam (gideremem). Hüküm yalnızca Allah’ındır. Ben O’na tevekkül ettim. Tevekkül edenler de yalnızca O’na tevekkül etmelidirler’.
80- Ondan umutlarını kestikleri zaman, (durumu) kendi aralarında görüşmek üzere bir yana çekildiler. Büyükleri dedi ki: ‘Babanızın size karşı Allah adına kesin bir söz aldığını ve daha önce Yûsuf konusunda yaptığımız aşırılığı (işlediğimiz suçu) bilmiyor musunuz?. Artık (bundan böyle) ben, ya babam bana izin verinceye veyâ Allah bana ilişkin hüküm verinceye kadar (bu) yerden kesin olarak ayrılamam. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır’.
83- (Şehre dönüp durumu babalarına aktarınca o:) ‘Hayır’ dedi. ‘Nefsiniz sizi yanıltıp (böyle) bir işe sürüklemiş. Bundan sonra (bana düşen) güzel bir sabırdır. Umulur ki Allah (pek yakın bir gelecekte) onların tümünü bana getirir. Çünkü O, bilenin, hüküm ve hikmet sâhibi olanın kendisidir’.
100- Babasını ve annesini tahta çıkarıp oturttu; onun için secdeye kapandılar. Dedi ki: ‘Ey Babam, bu, daha önceki rûyâmın yorumudur. Doğrusu Rabbim onu gerçek kıldı. Bana iyilik etti, çünkü beni zindandan çıkardı. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını açtıktan sonra, (O,) çölden sizi getirdi. Şüphesiz benim Rabbim, dilediğini pek ince düzenleyip tedbir edendi. Gerçekten bilen, hüküm ve hikmet sâhibi O’dur’.

72- Hicr

25- Ve şüphesiz senin Rabbin, O, onları haşredecektir. Gerçekten O, hüküm ve hikmet sâhibidir, bilendir.

73- En-âm

18- O, kulları üzerinde kahredici olandır. O, hüküm ve hikmet sâhibidir, haberdar olandır.
56- De ki: ‘Ben, sizin Allah’tan başka tapmakta olduklarınıza tapmaktan nehyedildim’. De ki: ‘Ben sizin hevâ(istek ve tutku)larınıza uymam; yoksa bu durumda şaşırıp sapmış ve doğru yolu bulmamışlardan olurum’.
57- De ki: ‘Ben, gerçekten Rabbimden kesin bir belge üzerindeyim, siz ise onu yalanladınız. Kendisine acele ettiğiniz (azab) yanımda değildir. Hüküm yalnızca Allah’ındır. O, doğru haberi verir ve O, ayırd edenlerin en hayırlısıdır’.
62- Sonra gerçek mevlâları olan Allah’a döndürülürler. Haberiniz olsun; hüküm yalnızca O’nundur. Ve O, hesap görenlerin en sürâtli olanıdır.
73- O, gökleri ve yeri hak olarak yaratandır. O’nun ‘ol’ dediği gün (her-şey) oluverir, O’nun sözü haktır. Sur’a üfürüldüğü gün, mülk O’nundur. O, gaybı ve müşâhede edilebileni bilendir. O, hüküm ve hikmet sâhibi olandır, haberdar olandır.
83- Bu, İbrâhim’e, kavmine karşı verdiğimiz delilimizdir. Biz, dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Şüphesiz senin Rabbin, hüküm ve hikmet sâhibidir, bilendir.
114- Allah’tan başka bir hakem mi arıyayım?. Oysa O, size Kitabı açıklanmış olarak indirmiştir. Kendilerine Kitap verdiklerimiz, bunun gerçekten Rabbinden hak olarak indirilmiş olduğunu bilmektedirler. Şu hâlde, sakın kuşkuya kapılanlardan olma!.    
115- Rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adâlet bakımından da tastamamlanmıştır. O’nun sözlerini değiştirebilecek (kimse) yoktur. O, işitendir, bilendir.      
116- Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah’ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak ‘zan ve tahminle yalan söylerler’.
117- Şüphesiz Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O, dosdoğru yolda olanları daha iyi bilendir.
128- Onların tümünü toplayacağı gün: ‘Ey cin topluluğu insanlardan çoğunu (ayartıp kendînize kullar) edindîniz’ (diyecek). İnsanlardan onların dostları derler ki: ‘Rabbimiz, kimimiz kimimizden yararlandı ve bizim için tesbit ettiğin süreye ulaştık’. (Allah) Diyecek ki: ‘Allah’ın dilediği dışta olmak üzere, ateş sizin içinde süresiz kalacağınız konaklama yerinizdir’. Şüphesiz Rabbin, hüküm ve hikmet sâhibi olandır, bilendir.
139- Bir de dediler ki: ‘Bu hayvanların karınlarında olan, yalnızca bizim erkeklerimize âittir, eşlerimize ise haramdır. Eğer o, ölü doğarsa onlar da bunda ortaktırlar’. Allah, (bu) düzmelerinin cezâsını verecektir. Şüphesiz O, hüküm sâhibi olandır, bilendir.
Gerçek şu ki, dinlerini parça-parça edip kendileri de gruplaşanlar, sen hiç-bir şeyde onlardan değilsin. Onların işi ancak Allah’adır. Sonra O, işlemekte olduklarını kendilerine haber verecektir.
164- De ki: ‘O, her-şeyin Rabbi iken, ben Allah’tan başka bir Rab mi arayayım?. Hiç-bir nefis, kendisinden başkasının aleyhine (günah) kazanmaz. Hiçbir günahkâr (suçlu) bir başkasının günahını (suçunu) yüklenmez. Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir. O, size hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri haber verecektir’.

74- Nahl

60- Âhirete inanmayanların kötü örneği vardır, en yüce örnek ise Allah’a âittir. O, güç sâhibidir, hüküm ve hikmet sâhibidir.

75- Lokmân

9- Orada ebedî olarak kalıcıdırlar. Allah’ın vâdi haktır. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sâhibidir.
27- Eğer yeryüzündeki ağaçların tümü kalem ve deniz de -onun ardından yedi deniz daha eklenerek- (mürekkep) olsa, yine de Allah’ın kelimeleri (yazmakla) tükenmez. Şüphesiz Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sâhibidir.

76- Sebe’

1- Hamd, göklerde ve yerde olanların tümü kendisine âit olan Allah’ındır; âhirette de hamd O’nundur. O, hüküm ve hikmet sâhibidir, haber alandır.
26- De ki: “Rabbimiz (kıyâmet günü) bizi bir-araya toplayacak, sonra hak ile aramızı ayıracaktır. O, (O, gerçek hükmünü vererek hak ile bâtılın arasını) açandır, (her-şeyi hakkıyla) bilendir”.
27- De ki: ‘O’na (kulluk etmede) eklemekte olduğunuz ortakları bana gösterin. Aslâ (onlar ona gerçek ortak olamazlar); hayır, O, güçlü ve üstün olan, hüküm ve hikmet sâhibi olan Allah’tır’.

77- Zümer

1- (Bu) Kitabın indirilmesi, üstün ve güçlü olan, hüküm ve hikmet sâhibi Allah (katın)dandır.
2- Şüphesiz, sana bu Kitabı hak ile indirdik; öyleyse dîni yalnızca O’na hâlis kılarak Allah’a ibâdet et.
3- Haberin olsun; hâlis (katıksız) olan din yalnızca Allah’ındır. O’ndan başka velîler edinenler (şöyle derler:) ‘Biz, bunlara bizi Allah’a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibâdet ediyoruz’. Elbette Allah, kendi aralarında hakkında ihtilâf ettikleri şeylerden hüküm verecektir. Gerçekten Allah, yalancı, kâfir olan kimseyi hidâyete erdirmez.
11- De ki: ‘Ben, dîni yalnızca O’na hâlis kılarak Allah’a ibâdet etmekle emrolundum’.
14- De ki: ‘Ben dînimi yalnızca O’na hâlis kılarak Allah’a ibâdet ederim’.
46- De ki: ‘Ey gökleri ve yeri yaratan, gaybı ve müşâhede edilebileni bilen Allah’ım. Anlaşmazlığa düştükleri şeylerde, kullarının arasında sen hüküm vereceksin’.
64- De ki: ‘Ey câhiller, bana Allah’ın dışında bir başkasına mı kulluk etmemi emrediyorsunuz?’.    
65- Andolsun, sana ve senden öncekilere vahyolundu (ki): ‘Eğer şirk koşacak olursan, şüphesiz amellerin boşa çıkacak ve elbette sen, hüsrâna uğrayanlardan olacaksın.
66- ‘Hayır, artık (yalnızca) Allah’a kulluk et ve şükredenlerden ol’.

78- Mü’min (Ğâfir)

8- ‘Rabbimiz, onları Adn cennetlerine sok ki onlara (bunu) vaâd ettin; babalarından, eşlerinden ve soylarından sâlih olanları da. Gerçekten Sen, üstün ve güçlü olansın, hüküm ve hikmet sâhibisin’.
12- ‘Sizin (durumunuz) böyledir. Çünkü bir olan Allah’a çağırıldığınız zaman inkâr ettiniz. O’na ortak koşulduğunda inanıp-onayladınız. Artık hüküm, yüce, büyük olan Allah’ındır’.
20- Allah hak ile hükmeder. Oysa O’nu bırakıp taptıkları hiç-bir şeye hükmedemezler. Şüphesiz Allah işitendir, görendir.

79- Enbiyâ

67- ‘Yuh size ve Allah’tan başka taptıklarınıza. Siz yine de akıllanmayacak mısınız?’.
93- Onlar, işlerini kendi aralarında parça-parça dağıttılar (dinlerinde bölünmeler yaptılar); hepsi bize döneceklerdir.

80- Mü’minûn

52- İşte sizin ümmetiniz bir tek ümmettir ve Ben de sizin Rabbinizim; öyleyse benden korkup-sakının.      
53- Ancak onlar, işlerini kendi aralarında (farklı) kitaplar hâlinde böldüler; her bir grup, kendi ellerinde olanla yetinip sevinmektedir.
88- De ki: ‘Eğer biliyorsanız (söyleyin:) Her-şeyin melekûtu (mülk ve yönetimi) kimin elindedir?. Ki O, koruyup kolluyorken kendisi korunmuyor’.    
89- ‘Allah’ındır’ diyecekler. De ki: ‘Öyleyse nasıl oluyor da (böyle) büyüleniyorsunuz?’.

81- Fussilet

42- Bâtıl, ona önünden de, ardından da gelemez. (Çünkü Kur’ân,) Hüküm ve hikmet sâhibi, çok övülen (Allah)tan indirilmedir.

82- Şûrâ

9- Yoksa O’nun dışında bir-takım velîler mi edindiler?. İşte Allah; velî O’dur, ölüleri dirilten O’dur. O, her-şeye güç yetirendir.
10- Hakkında ihtilâfa düştüğünüz herhangi bir şey; artık O’nun hükmü Allah’ındır. İşte Rabbim olan Allah. Ben O’na tevekkül ettim ve yalnızca O’na dönüp-yönelirim.
51- Kendisiyle Allah’ın konuşması, bir beşer için olacak (şey) değildir; ancak bir vahy ile yada perde arkasından veyâ bir elçi gönderip kendi izniyle dilediğine vahyetmesi (durumu) başka. Gerçekten O, yücedir, hüküm ve hikmet sâhibidir.
84- Göklerde ilah ve yerde ilah O’dur. O, hüküm ve hikmet sâhibidir, bilendir.

85- Câsiye

2- Kitabın indirilmesi, üstün ve güçlü olan, hüküm ve hikmet sâhibi Allah’tandır.
37- Göklerde ve yerde büyüklük O’nundur. O, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sâhibidir.

86- Ahkâf

2- Kitabın indirilmesi, üstün ve güçlü, hüküm ve hikmet sâhibi Allah’tandır.

87- Zâriyât

30- Dediler ki: ‘Öyle. (Bunu) Senin Rabbin buyurdu. Çünkü O, hüküm ve hikmet sâhibidir, bilendir’.

88- Rûm

27- Yaratmayı başlatan, sonra onu iâde edecek olan O’dur; bu O’na göre pek kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce misâl O’nundur. O, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sâhibidir.
32- (O müşrikler ki,) Kendi dinlerini fırkalara ayırmış ve kendileri de parça-parça olmuşlardır; ki her grup kendi elindekiyle övünüp sevinç duymaktadır.

89- Ankebût

26- Bunun üzerine Lût ona îman etti ve dedi ki: ‘Gerçekten ben, Rabbime hicret edeceğim. Çünkü şüphesiz O, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sâhibidir’.
42- Allah, kendi dışında hangi şeye taptıklarını şüphesiz bilir. O, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sâhibidir.

MEDÎNE DÖNEMİ

91- Hacc

52- Biz senden önce hiç-bir Resûl ve Nebi göndermiş olmayalım ki, o bir dilekte bulunduğu zaman, şeytan, onun dilediğine (bir kuşku veyâ sapma unsuru) katıp bırakmış olmasın. Ama Allah, şeytanın katıp-bırakmalarını giderir, sonra kendi âyetlerini sağlamlaştırıp-pekiştirir. Allah, gerçekten bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.
56- Mülk, o gün yalnızca Allah’ındır. O, aralarında hükmedecektir. Artık îman edip sâlih amellerde bulunanlar; nîmetlerle donatılmış cennetler içindedirler.

93- Teğâbün

18- Gaybı da, müşâhede edilebileni de bilen, Aziz (üstün ve güçlü), Hâkim (hüküm ve hikmet sâhibi)dir.

94- Bakara

32- Dediler ki: ‘Sen yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiç-bir bilgimiz yok. Gerçekten sen, her-şeyi bilen, hüküm ve hikmet sâhibi olansın’.
129- ‘Rabbimiz, içlerinden onlara bir elçi gönder, onlara âyetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları arındırsın. Şüphesiz, Sen güçlü ve üstün olansın, hüküm ve hikmet sâhibisin’.
147- Gerçek (hak) Rabbinden (gelen)dir. Şu-hâlde sakın kuşkuya kapılanlardan olma!.
209- Size, apaçık belgeler (âyetler) geldikten sonra yine ayağınız kayarsa, bilin ki Allah, gerçekten üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sâhibidir.
213- İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve berâberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere hak kitaplar indirdi. Oysa kendilerine apaçık âyetler geldikten sonra, birbirlerine karşı olan ‘azgınlık ve kıskançlıkları’ yüzünden anlaşmazlığa düşenler, o, (Kitap) verilenlerden başkası değildir. Böylece Allah, îman edenleri, hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe kendi izniyle eriştirdi. Allah, kimi dilerse onu doğruya yöneltir.
220- Hem Dünyâ (konusun)da, hem âhiret (konusunda). Ve sana yetimleri sorarlar. De ki: ‘Onları ıslah etmek (yararlı kılmak) hayırlıdır. Eğer onları aranıza katarsanız, artık onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah bozgun (fesad) çıkaranı ıslah ediciden bilir (ayırdeder). Eğer Allah dileseydi size güçlük çıkarırdı. Şüphesiz Allah güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sâhibidir’.
240- İçinizde ölüp de (geride) eşler bırakanlar, (evlerinden) çıkarılmaksızın, bir yıla kadar yararlanmaları için eşlerine vasiyet (bıraksınlar). Ama onlar, (kendiliklerinden) çıkarlarsa, artık onların mâruf (meşrû) olarak kendileri için yaptıklarından dolayı size sorumluluk yoktur. Allah güçlü ve üstün olandır. Hüküm ve hikmet sâhibidir.
256- Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim Tâğutu tanımayıp Allah’a inanırsa, o, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Allah, işitendir, bilendir.
260- Hani İbrâhim: ‘Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster’ demişti. (Allah ona:) ‘İnanmıyor musun?’ deyince, ‘Hayır (inandım), ancak kâlbimin tatmin olması için’ dedi. ‘Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır, sonra onları (parçalayıp) her bir parçasını bir dağın üzerine bırak, sonra da onları çağır. Sana koşarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sâhibidir’.
10- Allah, bunu, yalnızca bir müjde ve kâlblerinizin tatmin bulması için yapmıştı; (yoksa) Allah’ın katından başkasında nusret (zafer ve yardım) yoktur. Hiç şüphesiz Allah üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sâhibidir.

95- Enfâl

49- Münâfıklar ve kâlblerinde hastalık olanlar şöyle diyorlardı: ‘Bunları (müslümanları) dinleri aldattı’. Oysa kim Allah’a tevekkül ederse, şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sâhibidir.
63- Ve onların kâlblerini uzlaştırdı. Sen, yeryüzündekilerin tümünü harcasaydın bile, onların kâlblerini uzlaştıramazdın. Ama Allah, aralarını bulup onları uzlaştırdı. Çünkü O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sâhibidir.
67- Hiç-bir peygambere, yeryüzünde kesin bir zafer kazanıncaya kadar esir alması yakışmaz. Siz dünyânın geçici yararını istiyorsunuz. Oysa Allah (size) âhireti istemektedir. Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sâhibidir.
71- Eğer sana ihânet etmek isterlerse, onlar daha önce Allah’a da ihânet etmişlerdi; böylece O da, ‘bozguna uğramaları (için) sana imkân vermişti’. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.

96- Hadîd

1- Göklerde ve yerde olanların tümü Allah’ı tesbih etmiştir. O, üstün ve güçlü (aziz) olandır, hüküm ve hikmet sâhibidir.

97- Nûr

10- Eğer Allah’ın üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı ve Allah gerçekten tevbeleri kabûl eden hüküm ve hikmet sâhibi olmasaydı (ne yapardınız)?.
18- Allah size âyetleri açıklıyor; Allah bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.
48- Aralarında hükmetmesi için Allah’a ve Resûlüne çağrıldıkları zaman, onlardan bir grup yüz çevirir.
51- Aralarında hükmetmesi için, Allah’a ve elçisine çağrıldıkları zaman mü’min olanların sözü: ‘İşittik ve itaat ettik’ demeleridir. İşte felâha kavuşanlar bunlardır.
58- Ey îman edenler, sağ ellerinizin mâlik olduğu ile sizden olup da henüz erginlik çağına ermemiş olan (çocuk)lar, (odalarınıza girmek için şu) üç vakitte izin istesinler: Sabah namazından önce, öğleyin üstünüzü çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra. (Bu) Üçü sizin için mahrem (vakitleri)dir. Bunların dışında size de, onlara da bir sakınca yoktur; yanınızda dolaşabilirler, birbirinizin yanında olabilirsiniz. İşte Allah, size âyetleri böyle açıklamaktadır. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.
59- Sizden olan çocuklar, erginlik çağına erdikleri zaman, kendilerinden öncekilerin izin istediği gibi, bundan böyle izin istesinler. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklar. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.

98- Âl-i İmran

6- Döl yataklarında size dilediği gibi sûret veren O’dur. O’ndan başka ilah yoktur; üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sâhibidir.
23- Kendilerine Kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi?. Aralarında Allah’ın Kitabı hükmetsin diye çağrılıyorlar da, onlardan bir bölümü yüz çeviriyor. Onlar, işte böyle arka dönenlerdir.
55- Hani Allah, Îsâ’ya demişti: ‘Ey Îsâ, doğrusu senin hayâtına Ben son vereceğim, seni Kendime yükselteceğim, seni inkâr edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyâmete kadar inkâra sapanların üstüne geçireceğim. Sonra dönüşünüz yalnızca Banadır, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyde aranızda Ben hükmedeceğim’.
62- Şüphesiz bu, gerçek bir olayın haberidir. Allah’tan başka ilah yoktur. Şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sâhibidir.
83- Peki onlar, Allah’ın dîninden başka bir din mi arıyorlar?. Oysa göklerde ve yerde her ne varsa -istese de, istemese de- O’na teslim olmuştur ve O’na döndürülmektedirler.
126- Allah bunu (yardımı) size ancak bir müjde olsun ve kâlpleriniz bununla tatmin bulsun diye yaptı. ‘Yardım ve zafer’ (nusret) ancak üstün ve güçlü, hüküm ve hikmet sâhibi olan Allah’ın katındandır.

99-   Saff

1- Göklerde ve yerde olanların tümü Allah’ı tesbih etmiştir. O üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sâhibidir.

100- Cum’a

3- Ve henüz kendilerine ulaşıp-katılmamış olan diğerlerine de (peygamber gönderilmiştir); O (Allah), üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sâhibidir.

102- Haşr

1- Göklerde ve yerde olanların tümü Allah’ı tesbih etmiştir. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sâhibidir.

105- Ahzâb

1- Ey Peygamber, Allah’tan sakın, kâfirlere ve münâfıklara itaat etme!. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.
2- Sana Rabbinden vahyedilene uy. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdârdır. 
3- Allah’a tevekkül et; vekil olarak Allah yeter.
36- Allah ve Resûlü, bir işe hükmettiği zaman, mü’min bir erkek ve mü’min bir kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Resûlü’ne isyân ederse, artık gerçekten o, apaçık bir sapıklıkla sapmıştır.

106- Nîsâ

11- Çocuklarınız konusunda Allah, erkeğe iki dişinin hissesi kadar tavsiye eder. Eğer onlar ikiden çok kadın ise (ölünün) geride bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Kadın (veyâ kız) bir tek ise, bu durumda yarısı onundur. (Ölenin) Bir çocuğu varsa, geriye bıraktığından anne ve babadan her biri için altıda bir, çocuğu olmayıp da anne ve baba ona mîrasçı ise, bu durumda annesi için üçte bir vardır. Onun kardeşleri varsa o zaman annesi için altıda bir’dir. (Ancak bu hükümler, ölenin) Ettiği vasiyet veyâ (varsa) borcun düşülmesinden sonradır. Babalarınız, oğullarınız, onların hangilerinin yarar bakımından size daha yakın olduğunu bilmezsiniz. (Bunlar) Allah’tan bir farzdır. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sâhibi olandır.
17- Allah’ın (kabûlünü) üzerine aldığı tevbe, ancak cehâlet nedeniyle kötülük yapanların, sonra hemencecik tevbe edenlerin(kidir). İşte Allah, böylelerinin tevbelerini kabûl eder. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.
24- Sağ ellerinizin mâlik olduğu (câriyeler) dışındaki kadınlardan ‘evli ve özgür’ olanlarla da (evlenmeniz haramdır.) Bunlar, Allah’ın üzerinize yazdığıdır. Bunların dışında kalanı iffetlerini koruyup fuhuşta bulunmamak üzere mallarınızla (mehir vererek) evlenecek kadın aramanız size helâl kılındı. Öyleyse onlardan hangi şeyle (veyâ ne kadar) yararlandıysanız, onlara ücret (mehir)lerini tesbit edildiği miktarıyla ödeyin. Miktarın tesbitinden sonra, karşılıklı hoşnud olduğunuz bir şey konusunda üstünüze bir sorumluluk yoktur. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sâhibi olandır.
26- Allah, size açıklayarak anlatmak, sizi sizden öncekilerin sünnetine iletmek ve tevbelerinizi kabûl etmek ister. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.
51- Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi?. Onlar, Tâğuta ve cibt’e inanıyorlar ve diğer inkâr edenler için: ‘Bunlar, îman edenlerden daha doğru bir yoldadır’ diyorlar.
53- Yoksa onların mülk’ten bir payları mı var?. Eğer öyle olsaydı, insanlara ‘çekirdeğin sırtındaki küçücük bir tomurcuğu’ bile vermezlerdi.
56- Âyetlerimize karşı inkâra sapanları şüphesiz ateşe sokacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azâbı tadmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Gerçekten, Allah, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sâhibidir.
58- Şüphesiz Allah, emânetleri ehline (sâhiplerine) teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adâletle hükmetmenizi emrediyor. Bununla Allah, size ne güzel öğüt veriyor!.. Doğrusu Allah, işitendir, görendir.
59- Ey îman edenler, Allah’a itaat edin; elçiye itaat edin ve sizden olan emir sâhiplerine de. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, artık onu Allah’a ve elçisine döndürün. Şâyet Allah’a ve âhiret gününe îman ediyorsanız. Bu, hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir.        
60- Sana indirilene ve senden önce indirilene gerçekten inandıklarını öne sürenleri görmedin mi?. Bunlar, Tâğut’un önünde muhakeme olmayı istemektedirler; oysa onu reddetmekle emrolunmuşlardır. Şeytan onları uzak bir sapıklıkla sapıtmak ister.           
61- Onlara: ‘Allah’ın indirdiğine ve elçiye gelin’ denildiğinde, o münâfıkların senden kaçabildiklerince kaçtıklarını görürsün.
64- Biz elçilerden hiç kimseyi ancak Allah’ın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir şeyle göndermedik. Onlar kendi nefislerine zulmettiklerinde şâyet sana gelip Allah’tan bağışlama dileselerdi ve elçi de onlar için bağışlama dileseydi, elbette Allah’ı tevbeleri kabûl eden, esirgeyen olarak bulurlardı.  
65- Hayır öyle değil; Rabbine andolsun, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem kılıp sonra senin verdiğin hükme, içlerinde hiç-bir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça, îman etmiş olmazlar.
92- Bir mü’mine, -hatâ sonucu olması dışında- bir başka mü’mini öldürmesi yakışmaz. Kim bir mü’mini ‘hatâ sonucu’ öldürürse, mü’min bir köleyi özgürlüğüne kavuşturması ve âilesine teslim edilecek bir diyeti vermesi gerekir. Onların (bunu) sadaka olarak bağışlamaları başka. Eğer o, mü’min olduğu hâlde size düşman olan bir topluluktan ise, bu durumda mü’min bir köleyi özgürlüğe kavuşturması gerekir. Şâyet kendileriyle aranızda andlaşma olan bir topluluktan ise, bu durumda âilesine bir diyet ödemek ve bir mü’min köleyi özgürlüğe kavuşturmak gerekir. (Diyet ve köle özgürlüğü için gereken imkânı) Bulamayan ise, kesintisiz olarak iki ay oruç tutmalıdır. Bu, Allah’tan bir tevbedir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.
104- (Düşmanınız olan) Topluluğu aramakta gevşeklik göstermeyin. Siz acı çekiyorsanız, şüphesiz onlar da, acı çektiğiniz gibi acı çekiyorlar. Oysa siz, onların umud etmediklerini Allah’tan umuyorsunuz. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.
105- Şüphesiz, Allah’ın sana gösterdiği gibi insanlar arasında hükmetmen için biz sana Kitabı hak olarak indirdik. (Sakın) Hâinlerin savunucusu olma!.
111- Kim bir günah kazanırsa, o ancak kendi nefsi aleyhinde onu kazanmıştır. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.
115- Kim kendisine ‘dosdoğru yol’ apaçık belli olduktan sonra, elçiye muhâlefet ederse ve mü’minlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu döndüğü şeyde bırakırız ve cehenneme sokarız. Ne kötü bir yataktır o!..
130- Eğer ikisi ayrılacak olurlarsa, Allah her birine ‘genişlik (rızık ve ihsân) kaynaklarından’ kazandırır (ihtiyaçlardan korur.) Allah, (rahmetiyle) geniş olandır, hüküm ve hikmet sâhibidir.
158- Hayır; Allah onu kendine yükseltti. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sâhibidir.
165- Elçiler; müjdeciler ve uyarıcılar olarak (gönderildi). Öyle ki elçilerden sonra insanların Allah’a karşı (savunacak) delilleri olmasın. Allah, üstün ve güçlü olandır, hikmet ve hüküm sâhibidir.
170- Ey insanlar, şüphesiz elçi size Rabbinizden hakla geldi. Öyleyse îman edin, sizin için hayırlıdır. Eğer inkâra saparsanız, şüphesiz göklerde olanların ve yerde olanların tümü Allah’ındır. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.

108- Mâide

1- Ey îman edenler, akitleri yerine getirin. İhramlı iken avlanmayı helâl saymaksızın ve size okunacaklar dışta tutulmak üzere, hayvanlar size helâl kılındı. Şüphesiz Allah, dilediği hükmü verir.
38- Hırsız erkek ve hırsız kadının, (çalıp) kazandıklarına bir karşılık, Allah’tan, ‘tekrarı önleyen bir cezâ’ olmak üzere ellerini kesin. Allah üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sâhibidir.
42- Onlar, yalana kulak tutanlardır, haram yiyicilerdir. Sana gelirlerse aralarında hükmet veyâ onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirecek olursan, sana hiç-bir şeyle kesin olarak zarar veremezler. Aralarında hükmedecek olursan adâletle hükmet. Şüphesiz, Allah, adâletle hüküm yürütenleri sever.
43- Allah’ın hükmünün bulunduğu Tevrat yanlarında olduğu hâlde, seni nasıl hakem kılıyorlar ve sonra bunun peşinden yüz çeviriyorlar?. İşte onlar, inanmış değildir.
44- Gerçek şu ki, biz Tevratı, içinde bir hidâyet ve nûr olarak indirdik. Teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyun) ve yüksek bilginler de (Ahbar), Allah’ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şâhidler olduklarından (onunla hükmederlerdi.) Öyleyse insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, kâfir olanlardır.          
45- Biz onda, onların üzerine yazdık: Can’a can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve (bütün) yaralara (karşılık da) kısas vardır. Ama kim bunu sadaka olarak bağışlarsa o kendisi için bir keffarettir. Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, zâlim olanlardır.   
46- Onların (peygamberleri) ardından yanlarındaki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak Meryem-oğlu Îsâ’yı gönderdik ve ona içinde hidâyet ve nûr bulunan, önündeki Tevrat’ı doğrulayan ve muttakîler için yol gösterici ve öğüt olan İncil’i verdik.
47- İncil sâhipleri Allah’ın onda indirdikleriyle hükmetsinler. Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, fâsık olanlardır.           
48- Sana da (Ey Muhammed,) önündeki kitap(lar)ı doğrulayıcı ve ona ‘bir şâhid-gözetleyici’ olarak Kitab’ı (Kur’ân’ı) indirdik. Öyleyse aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen haktan sapıp onların hevâ(istek ve tutku)larına uyma!. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol-yöntem kıldık. Eğer Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet kılardı; ancak (bu,) verdikleriyle sizi denemesi içindir. Artık hayırlarda yarışınız. Tümünüzün dönüşü Allah’adır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir         
49- Aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet ve onların hevâlarına uyma!. Allah’ın sana indirdiklerinin bir kısmından seni şaşırtmamaları için diye onlardan sakın. Şâyet yüz çevirirlerse, bil ki, Allah bir kısım günahları nedeniyle onlara bir musîbeti tattırmak istemektedir. Şüphesiz, insanların çoğu fâsıklardır.       
50- Onlar hâlâ câhiliye hükmünü mü arıyorlar?. Kesin bilgiyle inanan bir topluluk için hükmü, Allah’tan daha güzel olan kimdir?.

109- Mümtehine

5- ‘Rabbimiz, inkâr edenler için bizi fitne (deneme konusu) kılma ve bizi bağışla Rabbimiz. Şüphesiz Sen, üstün ve güçlüsün, hüküm ve hikmet sâhibisin’.
10- Ey îman edenler, mü’min kadınlar hicret ederek size geldikleri zaman, onları imtihan edin. Allah, onların îmanlarını daha iyi bilendir. Şâyet (gerçekten) mü’min kadınlar olduklarını bilip-öğrenirseniz, artık sakın onları kâfirlere geri çevirmeyin. (Çünkü) Ne bunlar onlara helâldir, ne onlar bunlara helâldir. Onlara (kâfir kocalarına kendileri için) harcadıklarını verin. Onlara (hicret eden mü’min kadınlara) ücretlerini (mehirlerini) verdiğiniz takdirde onları nikâhlamanızda size bir güçlük yoktur. Kâfir (kadın)ların ismetlerini (nikâhlarını) tutmayın ve (onlar için) harcadıklarınızı isteyin. Onlar da (mü’min kadınlara) harcadıklarını istesinler. Bu, Allah’ın hükmüdür; sizin aranızda hükmeder. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.

110- Fetih

4- Mü’minlerin kâlplerine, îmanlarına îman katıp-arttırsınlar diye, ‘güven duygusu ve huzur’ indiren O’dur. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır: Allah bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.
7- Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sâhibidir.
19- Ve alacakları bir-çok ganîmetleri de. Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sâhibidir.

112- Hucurât

8- Allah’tan bir fazl (bir ihsân ve lütuf) ve bir nîmet olarak. Allah, bilendir hüküm ve hikmet sâhibidir.

113- Tahrîm

2- Allah, yeminlerinizin (keffâretle) çözülmesini size farz (veyâ meşrû) kıldı. Allah, sizin mevlânız (sâhibiniz, yardımcınız)dır. O bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.

114- Tevbe

15- Ve kâlblerindeki öfkeyi gidersin. Allah dilediğinin tevbesini kabûl eder. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.
28- Ey îman edenler!, müşrikler ancak bir pisliktirler; öyleyse bu yıllarından sonra artık Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer ihtiyaç içinde kalmaktan korkarsanız, Allah dilerse sizi kendi fazlından zengin kılar. Şüphesiz Allah bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.
40- Siz O’na (peygambere) yardım etmezseniz, Allah O’na yardım etmiştir. Hani kâfirler ikiden biri olarak O’nu (Mekke’den) çıkarmışlardı; ikisi mağarada olduklarında arkadaşına şöyle diyordu: ‘Hüzne kapılma!, elbette Allah bizimle berâberdir’. Böylece Allah O’na ‘huzur ve güvenlik duygusunu’ indirmişti, O’nu sizin görmediğiniz ordularla desteklemiş, inkâr edenlerin de kelimesini (inkâr çağrılarını) alçaltmıştı. Oysa Allah’ın kelimesi, yüce olandır. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sâhibidir.
60- Sadakalar, -Allah’tan bir farz olarak- yalnızca fakirler, düşkünler, (zekât) işinde görevli olanlar, kâlbleri ısındırılacaklar, köleler, borçlular, Allah yolunda (olanlar) ve yolda kalmış(lar) içindir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.
71- Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velîleridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler ve Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederler. İşte Allah’ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sâhibidir.
97- Bedeviler inkâr ve nifak bakımından daha şiddetlidir. Allah’ın elçisine indirdiği sınırları bilmemeye de onlar daha ‘yatkın ve elverişlidir’. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.
106- Diğer bir kısmı, Allah’ın emri için ertelenmişlerdir. O, bunları, ya azablandıracak veyâ tevbelerini kabûl edecektir. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.
110- Onların kâlbleri parçalanmadıkça, kurdukları binâ kâlblerinde bir şüphe olarak sürüp-gidecektir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.

Sadakallahülazim

En doğrusunu sâdece Allah bilir.

Hârûn Görmüş
Mayıs 2018



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme